|
KPSS
Eğitim Bilimleri Gelişim Psikolojisi Konuları
KPSS
Ahlak Gelişimi Konu Özeti
Hepimiz zaman zaman
çevremizdeki insanların davranışlarını eleştiririz. Eleştirdiğimiz
kişi hiç karşılaşmadığımız bir politikacı olabileceği gibi, çok
yakın bir arkadaşımız da olabilir. Aynı biçimde, bazı
davranışlarımız çevremizdekiler tarafından hoş karşılanırken,
bazıları da onaylanmayabilir. Hatta zaman zaman kendi kendimize bile
"Acaba doğru mu davranıyorum?" diye sorabiliriz.
Her insanda "doğru .ya da yanlış", "iyi ya da kötü", "yapılması hoş
karşılanabilen ya da hiçbir şekilde kabul edilemeyen" davranışların
neler olduğuna ilişkin yargılar bulunmaktadır. Bu yargılar; bireyin
kendi davranış ve eylemlerini de belirleyen, neleri yapıp, neleri
yapmaması gerektiği konusundaki, bireye özgü inançlar ve değerler
sisteminden kaynaklanmaktadırlar .
Bireyde varolan değerler sistemi, gelişimsel bir süreç içinde,
ortaya çıkmaktadır. Ahlak gelişimi de denilebilecek bu süreç, birçok
psikologun ilgi alanı içine girmiştir.
Ahlak gelişimine yönelik olarak ilk açıklamalardan biri, süperegonun
psikoanalitik kuram çerçevesindeki oluşumudur. Süperego ilk başta,
ana baba tarafından konulan kuralların ve yasakların
içselleştirilmesi ile oluşmaya başlar. Kurallara uyan davranışlar
doğru, uymayanlar ise yanlış olarak kabul edilir. Zaman içinde ana
babanın koyduğu kural ve yasakların yanı sıra toplumun onayladığı
davranışlar doğru, onaylanmayan davranışlar da yanlış olarak
içselleştirilerek süperegonun oluşumu tamamlanır. Süperego bireyde
var olan değerler sisteminin kaynağı olur.
Davranışçı görüşe sahip psikologlar da ahlaki yargıların nasıl
oluştuğu üzerinde durmuşlardır. Onlara göre ahlaki yargılar, bireyin
dışındaki etkenlere bağlı olarak ortaya çıkmaktadırlar. Ahlak
uygulaması ve kaçınılması gereken bir seri davranışlardır. Bu
davranışlar çoğunlukla çevrenin kabul ve reddi olarak ortaya çıkan
ödül ve cezalarla elde edilir. Davranışçı yaklaşıma göre genelde
onay gören ve pekiştirilen davranışlar "doğru", hoş görülmeyen
davranışlar ise "yanlış" olarak kabul edilmektedir.
Psikoanalitik görüş ile davranışçı görüş doğru ya da yanlışa ilişkin
yargıların nasıl ortaya çıktığını açıklamaya çalışmakla birlikte,
ahlaki gelişim üzerinde fazla durmamışlardır.Bilişsel gelişim ile
ilgilenen bazı kuramcılar ahlak gelişimi üzerinde de durarak
bilişsel gelişim gibi ahlak gelişimini de birbirinden niteliksel
farklılıklar taşıyan belirli dönemler içinde ortaya çıktığını öne
sürmektedirler Bu yaklaşım ahlak gelişimini zihinsel bir işlev
olarak kabul eder.
JEAN PÎAGET VE AHLAK GELİŞİMİ
Piaget'ye göre ahlak gelişimi bilişsel gelişime paralel
göstererek, birbirlerinden farklı nitelikler taşıyan ve hiyerarşik
bir sıra izleyen dönemler içinde ortaya çıkmakta Yaşı ne olursa
olsun her bireyin bilişsel gelişiminin en son basamaklarına kadar
ulaşabilmesi beklenmemektedir Biyolojik olgunlaşma ile öğrenme
yaşantıları birlikte bilişsel gelişimde ulaşılabilecek düzey
üzerinde belirleyici olmaktadır.
Çocukların düşünce biçimlerini her yönüyle inceleyen Piaget,
çocukların doğru ve yanlışa ilişkin yargılarını yaşlarına bağlı
olarak değiştiğini gözlemlemiştir Ayni şekilde kuralların yorumlanış
biçimleri de yaşlara göre değişiklikler göstermektedir.
Çocuklar 7 yaşlarına 'kadar, başka çocukları izleyerek öğrendiği
oyunları oynamakta bu arada ne anlama geldiğinin farkına varmadan
kurallara uygun davranışları da taklit etmektedirler. 7-10 yaş
arasındakiler ise oyunlarda kuralların ne anlama geldiğini kavramaya
başlamaktadırlar. Bu yaş grubundaki çocuklar çoğunlukla oyunun
kurallarına, 'kural" olduğu için hiç sorgulamadan uygun
davranmaktadırlar. 10 yaşlarından sonra ise çocuklar, kuralların
'durumsal gereksinmelere uygun olarak konulduğunu ve koşullar
değişirse kuralların da değişebileceğini anlamaya başlamaktadırlar.
Bu de çocukların çok sık oynadıkları saklambaç oyunu ile bir örnek
verelim: 10-11 yaşlarına kadar çocukların saklambaç oynarken, başka
çocuklardan öğrendikleri kuralları aynı biçimde uyguladıkları
gözlenebilir. On yaşlarından sonra ise çocuklarda, oyundan önce bir
araya gelerek oyunun kurallarını kararlaştırma davranışı gözlenmeye
başlar. Örneğin ebenin nasıl seçileceği, nerelere saklanılabilece-ği.
sürenin ne kadar olacağı vb. her oyundan önce yeniden tartışılarak
kararlaştırılabilir.
Piaget'ye göre on yaşlarına kadar çocuklar, oyunların dışındaki
gerçek yaşamda karşı karşıya kaldıkları kurallara da sorgulamadan
uygun davranabilir. Ancak kural koyan kişiler çevrede olmadığında,
kuralları çiğneyebilirler. Örneğin annesi tarafından misafirler için
ayrılan şekerleri yemesi yasaklanmış bir çocuk, annesinin yokluğunda
bütün şekerleri bitirebilir.
10-11 yaşlarından sonra ise çocuklar kurallarını niçin konulması
gerektiğini anlamaya başlamaktadırlar. Ancak bu yaşlarda zaman
zaman, önceki dönemden farklı bir nitelikte, başkaları tarafından
konulan kurallara uymama davranışı gözlenmektedir. On yaşlarından
sonra çocuk daha önceleri hakim olan "Kuralı koyan kişi yoksa,
kurala uy-masam da olur" anlayışından çok kendi özerk
düzenlemelerini yaparak, kendi kurallarını uygulamak
istediklerinden, yetişkinlerin kurallarına aykırı
davranabilmektedirler.
Davranışların 'iyi' ya da 'kötü', 'doğru' ya da 'yanlış' olarak
nitelendirilebilmesi için davranışın altında yatan niyetin önemli
olduğunu da çocuklar on yaşları civarında kavrayabiliyorlar. Daha
önceleri ise bir davranışın iyi ya da kötü olduğuna karar verirken
davranışı yapan kimsenin ne düşündüğüne dikkat etmiyorlar. O
yaşlarda davranışın kurallara uygun olup olmaması, ya da yarattığı
sonuçlar bir davranışın doğru ya da yanlış olarak nitelendirilmesi
için yeterli olmaktadır.
Piaget'nin, çocukların yaşlarına bağlı olarak, yargılama
sistemlerinde ortaya çıkan değişmelere ilişkin gözlemleri, onu daha
sistemli bir araştırma yaparak, ahlak gelişimi dönemlerini
belirlemeye yöneltmiştir. Araştırma, yöntemi olarak, değişik yaş
gruplarındaki çocuklara, değerlendirme yapmaları gereken öyküler
anlatılmaktadır. Daha sonra, çocukların öyküyle ilgili olarak bir
değerlendirme yaparken, akıl yürütme biçimlerini incelemiştir.
Bu araştırma sırasında kullanılan öykülere, benzer öyküler ile örnek
verelim:
- "Sinan isminde küçük bir çocuk, babasının masanın üzerinde
unuttuğu dolmakalemi ile oynamaya başlamış. O sırada da masa
örtüsünü, küçük bir damla mürekkeple lekelemiş".
- "Ayhan isminde başka bir çocuk da, babasının masanın üzerinde
bıraktığı dolmakalemin mürekkebinin bittiğini görmüş. Babasına
yardımcı olmak için kaleme mürekkep doldurmak isterken, mürekkep
şişesine eli çarpmış, masa örtüsü üzerinde kocaman bir leke
oluşmuş".
Çocuklara yukarıda öyküler anlatıldıktan sonra. "Bu çocuklardan
hangisi daha suçlu.?", "Niye öyle' düşünüyorsun?" soruları
yöneltilmiştir. Çocukların değerlendirmelerinin analizleri sonucu,,
ahlak gelişimi ile ilgili olarak "dışa bağlı dönem" ve "özerk dönem"
olarak iki dönem belirlenmiştir.
Dışa Bağlı Dönem: Ahlak gelişiminde on yaşına kadar olan
dönem, dışa bağlı dönem olarak kabul edilmektedir. Bu dönemde
çocuklar ahlaki yargıları açısından başkalarına bağımlıdırlar
sorgulamadan kabul ederler. Dönemin sonuna kadar çocuklar için,
işlenen bir suçun önem derecesini, suça bağlı olarak ortaya çıkan
fiziksel sonuçlar belirler. Sonuçta daha fazla, zarara yol açan
suçlar, daha az fiziksel zarar yol açan suçlara göre daha kötüdür.
özerk Dönem: Onbir yaş ve üstüne doğru çıkıldıkça çocukların
yaptıkları değerlendirmeler "görelilik" kazanmaya başlamaktadır.
İçinde bulunulan koşulları dikkate alarak değerlendirmeler yapan
çocukların, ahlaki yargıları ve kuralları uygulayışları esneklik
göstermektedir . Bir davranışın iyi ya da kötü olduğuna karar
verirken davranışın altın yatan niyet de dikkate alınır.
Sonuç olarak Piaget, ahlaki gelişimle bilişsel gelişim arasında bir
paralellik kurarak, soyut işlemler dönemine doğru ilerledikçe,
çocukların dışa bağlı dönemden, özerk döneme doğru geçtiklerini
ifade etmiştir; Piaget özerk döneme geçiş için kesin bir yaş sınırı
vermemekle birlikte, ilkokul son sınıfa doğru (10-11 yaş )
çocukların ahlaki değerlendirmelerinde özerk döneme has özellikler
ortaya çıkmaya başlamaktadır. Daha sonraki yıllarda yapılan
araştırmalar da Piaget'nin görüşlerini desteklemektedir. Lickona
yaptığı bir çalışmada özellikle 6 ve 12 yaşlarındaki ilkokul
öğrencilerinin ahlaki düşünceleri arasında belirgin farklar olduğunu
ifade etmektedir. Ancak bu fark 3, 4 ve 5. sınıflar arasında
azalmaktadır. Bu gruptaki öğrenciler önceki yaşantılara ve içlerinde
bulundukları koşullara bağlı olarak kimi zaman dışa bağlı, kimi
zaman ise özerk dönem düşünce özellikleri ile değerlendirmeler
yapmaktadırlar
Garrod ve arkadaşları Ezop öykülerinden esinlenerek hazırladıkları,
kahramanları konuşturarak içinde hayvanlar olan öyküleri ilkokul
öğrencilerine anlatmışlardır. Daha. sonra öykü ile ilgili sorular
sorularak, havyan davranışlarının değerlendirilmesi istenmiştir.
Daha sonra öykü ile ilgili sorular sorularak, hayvan davranışlarının
değerlendirilmesi istenmiştir. Sonuçta yapılan analizler, ilkokul
öğrencilerinin verdikleri cevapların genellikle birbirlerine
benzediğini göstermektedir. Ancak soyut işlemler dönemine geçtiği
saptanan öğrencilerin, öykülerin ana fikirlerini daha iyi
kavradıkları ve ana fikre daha uygun cevaplar verdikleri
gözlenmiştir.
Yapılan araştırmalar ahlaki gelişim düzeyi ile bilişsel gelişim
düzeyi arasındaki paralelliği destekler niteliktedir. Ahlak
gelişiminde, zihin gelişimi evrelerinin kazanılması ön koşulu
oluşturmaktadır. Mantık ve matematik işlemlerinin kazanılmasıyla
birlikte toplumsal bakış açısının kazanılmasını da gerekli
kılmaktadır. Burada bir daha hatırlayalım ki, bireyin takvim yaşının
ilerlemesi, bilişsel gelişim basamaklarında ilerlemesi için yeterli
olmamaktadır. Aynı durum ahlaki gelişim, için de söz konusudur.
İçinde bulunulan koşullar, deneyim, 'öğrenme yaşantıları vb.
gelişimin her boyutunda önemli olmaktadır.
KOHLBERG VE AHLAK GELİŞİM DÖNEMLERİ
Kohlberg de Piaget gibi 'ahlak gelişiminin dönemler için ortaya,
çıktığını ve bilişsel gelişime paralel olduğunu ifade etmektedir.
Piaget'nin iki dönemde incelemesine karşılık Kohlberg ahlak
gelişimini üç büyük düzey içinde ele almıştır. Düzeyler içinde yer
alan ve hiyerarşik bir sıra izleyen dönemler çıkmaktadır. Dönemler
içinde ilerleme, takvim yaşı ile birlikte bilişsel gelişim
düzeyindeki ilerlemeye bağlı olmaktadır.
Kohlberg de Piaget gibi ahlaki gelişim düzeylerini belirlerken,
ahlaki değerlendirmeler yapılması gereken öykülerden yararlanmıştır.
Değişik yaş grupları ve sosyo-ekonomik düzeylerdeki bireylere
öyküler verildikten sonra, öyküde anlatılan duruma ilişkin bir karar
vermeleri istenmiştir. Kararın doğru ya da yanlış olması üzerinde
durulmamıştır. Önemli olan, bireyin öyküde anlatılan soruna çözüm
bulurken kullandığı dayanak noktaları ve yaptığı değerlendirmedir.
Kohlberg'in öykülerinden uyarlanmış iki öykü ile, bireylerin karşı
karşıya bırakıldığı sorunlara örnekler verelim.
1. Ali'ye babası, okuldan arta kalan zamanlarından çalışarak 500 YTL
biriktirebilirse, onu yazın kampa göndereceğine söz verdi. Ali hafta
sonlarına evlerinin yakının-
daki pastanede çalışarak 500 YTL biriktirebildi. Ancak babası yaz
gelince, fikir değiştirerek, parayı kendisine vermesini istedi.
Ali'de babasına ancak 100 YTL biriktirebildiğini söyleyip, kalan
para ile kampa gitmeye karar verdi. Kararını da kardeşi Aydın'a
anlattı. Aydın gerçeği babalarına söylemelimi?
2. Ege bölgesindeki bir ilçede bir kadın kanserden ölmek üzeredir. O
ilçedeki bir doktor da bitki özlerinden yaptığı bir ilacın kanseri
tedavi ettiğini söylemektedir. Gerçekten ilacı kullanan bazı
hastalar iyileşmiş görünmektedir. Ancak doktor ilacı kendisine mal
oluşunun 10 katı fazla fiyata satmakta, bir doz ilaç için 500 YTL
istemektedir: Hasta kadının kocası ilacı satın alabilmek için her
türlü çareye başvurmuş, gerekli paranın ancak yarısını
toplayabilmiştir. Bunun üzerine doktora giderek karısının ölmek
üzere olduğunu anlatmış ya kendisine ilacı daha ucuz vermesini ya da
ilacın kalan parasının daha sonra ödemesini istemiştir. Ancak doktor
bunu kabul etmemiş "Bu ilacın isteklisi çok fazla parası olana
satarım" demiştir. Çaresiz kalan koca sonuçta bir gece gizlice ilacı
çalmıştır. Sizce de ilacı çalmalı mıydı?
Örneklerde de görülebileceği gibi anlatılan durumlarla ilgili bir
yorum yapmak oldukça güç 'görünmekte öykünün sonu sorular
cevaplandırılırken, pek çok bileşen dikkate alınarak bir
değerlendirme yapmak gerekmektedir. Sonuçta verilen kararın
dayanakları, bireyin içinde bulunduğu ahlaki gelişim düzeyine göre
ipuçları vermektedir.
Kohlberk ahlak gelişimini gelenek öncesi, geleneksel ve gelenek
sonrası olmak üzere üç düzey içinde gerçekleştiğini öne sürmektedir.
Her düzey de ayrıca kendi içinde iki aşama da geçmektedir. Ancak
gelişim aşa-. maları hiyerarşik bir düzende oluşmaktadır. Aşamaların
her biri kendisinden önce ve sonra gelenlerden izler taşımaktadır.
Aşamalardan herhangi birini atlayarak daha üstteki basamaklara
ulaşmak söz konusu değildir.
Kohlberg'in kişinin içinde bulunduğu düzeyi saptamak için sorunla
karşılaşıldığında bulunan çözüm ile değil, çözüme ulaşma yoluyla
ilgilenir.
Bir öğrencinin kopya çekmesinden çok, kopya çekmesine ilişkin
gösterdiği neden, ya da bir çocuğun yalan söylemeyi neden kötü bir
davranış olarak kabul ettiği, onun hangi ahlak gelişimi döneminde
bulunduğunu göstermektedir.
Şimdi ahlaki gelişim düzeylerinin özellikleri üzerinde biraz daha,
ayrıntılı olarak duralım.
KOHLBERG'e GÖRE AHLAK GELİŞİM DÜZEYLERİ VE ÖZELLİKLERİ
1- Gelenek Öncesi Düzey
Gelenek öncesi düzeyde temel olan, bireyin kendi
gereksinmelerini doyurma yönünde davranmasıdır Bu dönemdekiler kendi
çıkarlarını ön plana alırlar ve "kuvvetli olan kazanır" düşüncesine
sahiptir.Çevrede trafik polisi yoksa kırmızı ışıkta geçmekte hiç
tereddüt etmez ya da öğretmenlerin fark etmeyeceğini düşündüğünde
sınavda kopya çekmeyi doğal kabul eder.
Bu dönemde işlenen suçun önemine yönelik algı da verilen zararın
fiziksel sonuçlan ile doğrudan orantılıdır. Gelenek öncesi düzeydeki
bir kişi için kazancı fazla olan dükkandan parası ödenmeden bir
paket çikolata gizlice alınabilir ancak bedeli fazla olan bir mal
alınacak olursa o zaman suç işlenmiş olur
Gelenek öncesi düzeyde bulunan kişiler ikinci öyküye şöyle cevaplar
verebilirler:
- Evet, ilacı çalmalı zaten eczacı o ilaçtan dünyanın parasını
kazanmıştır...
- Hayır; ilacı çalmamalı eğer yakalanacak olursa, hapse girecek,
ilaç belki de karısını iyileştirmeyecek, o da boş yere bir sürü
sıkıntı çekecek.
Geleneksel düzeye geçildiğinde, gelenek öncesi düzeydeki ben
merkezci düşünce, yerini empatik düşünceye bırakır. Yani birey
onların gözünden dünyaya bakmaya çalışır.
Üçüncü dönemdeki kişilerin, karar vermeleri gerektiğinde grubuna
uygun davranmak gerekir. Grubu davranma eğilimi yaygındır gruptan
bağımsız davranma ve kararlar verme pek gözlenmez. "İyi çocuk olma",
grubun hoşuna gitme isteği ön plandadır.
Dördüncü döneme geçen bireylerin, üçüncü dönemdekilerden farklı
olarak içinde bulundukları beklentilere göre, davranmaktan çok,
geçerli olan kurallara ve yasalara göre davranır.
Geleneksel düzeydeki kişilerin öykü ile ilgili cevapları
aşağıdakiler benzer biçimde olabilir:
"Hayır, çalmamalı; hırsızlık nedeni ne olursa olsun yasalara
aykırıdır. İlacın parasını bulmak için daha başka yollar bulmaya
çalışmalıdır.
2- Geleneksel Düzey
Bu düzeydeki kişi beklentiler ve kurallar doğrultusunda
davranır.
Otoriteye sadık, otoriteyi destekleyici ve özdeşim halinde bulunduğu
otorite figürü ile uyum anlayışı doğruyu belirler.
Üçüncü aşamada, "iyi çocuk" olma anlayışı hakimdir. İyi ve kötü
otoriteyi hoşnut eden çerçeve doğrultusunda tanımlanır. Doğru
davranışlar, çocuğun yakınlarının beklentileri doğrultusunda
şekillenir. "Sosyal uyuma yönelim vardır. İkinci aşamadan daha
karmaşık bir düşünce vardır. Bu aşamada insanlar diğer kişilerin
ikilemi, hikayeleri nasıl değerlendirdikleri düşünülmeye
başlanmıştır. İkinci aşamanın egoizmi yerine empatik bir anlayışla,
diğer kişilerin de nasıl hissettikleri şeklinde bir değerlendirmenin
söz konusu olduğu, "sosyal rol" almada bir artış söz konusudur.
Bu noktada "çalma yanlış bir şeydir, çünkü toplumda, hemen hemen
herkes çalmanın yanlış olduğunu kabul etmektedir" şeklinde
oluşmaktadır. "Ben de çoğunluğun görüşüne uyarak değerlendireceğim.
Çoğunluğun görüşleri dışında kalmak, beni rahatsız eder." Bu anlamda
ahlak davranışı başkalarınca yönetilmektedir. Çocuk kendi dünyasına
bakarak, bağımsız karar alma durumunda değildir.
3- Gelenek Sonrası Düzey
Bu düzeye geçildiğinde ahlaki sorunlara yönelik değerlendirmeler
yapılırken " göreceli" olmak önem kazanır
Bu dönemde tüm insan özgürlük gibi soyut kavramlar önem kazanır ve
bireyin değerler sisteminde önemli bir yer tutar.
Varılabilecek en üst dönem olan beşinci dönemde ise birey, yazılı
kural ve yasalardan
tamamen bağımsız kendi özerk ahlak ilkelerine uygun olarak davranır.
Ancak kişinin benimsediği ahlak ilkeleri insana saygı, tüm
insanların eşitliği gibi soyut evrensel değerler demokratik
toplumlarca konan, yasa ve kurallarla uyum gösterir ve birey genel
yasalara uygun davranır.
Öyküde yöneltilen soruya gelenek sonrası düzeyde yer alan bireyler
şöyle cevap verebilirler.
-"Evet, çalmalı. Bu durum bir insanı, yasalara karşı gelmekle insan
yaşamını kurtarma arasında bir seçim yapma durumunda bırakmaktadır.
Böyle bir koşulda insan yaşamının devam etmesi için çaba göstermek,
her şeyin üzerinde olmalıdır".
"Hayır, çalmamalı. Böyle bir durumda, bir insanın yaşamı ile o ilaca
gereksinmesi olan başka insanların yaşam hakları arasında bir tercih
yapma söz konusudur. Yaşam hakları söz konusu olduğunda kişi
duygularını bir tarafa bırakıp, tüm insanların yaşam haklarını
dikkate almalıdır".
Ahlak gelişimi dönemleri gözden geçirildiğinde, Kohlberg'in
yaklaşımında kişinin içinde bulunduğu düzeyi saptamak için bir
sorunla karşılaşıldığında bulunan çözüm ile değil çözüme varıhrkenki
akıl yürütme süreciyle ilgilenildiği görülmektedir
|
 |