|
KPSS
Eğitim Bilimleri Program Geliştirme Konuları
KPSS
Program Geliştirme Eğitim Durumlarının Öğrenme Yaşantılarının Seçimi
EĞİTİM
DURUMLARININ/ÖĞRENME YAŞANTILARININ SEÇİMİ
Eğitim Durumlarının Temel Özellikleri
• Hedefe yönelik (Eğitim durumları hedeflerle ilgili olmalıdır.)
• Öğrenene görelik (Eğitim durumları öğrenci düzeyine uygun
olmalıdır.)
• Ekonomiklik (Eğitim durumları, hem birden çok hedefe hizmet
etmeli, hem de istenmeyen sonuçlar ortaya çıkarmaktan ırak
olmalıdır.)
• Diğer yaşantılarla kaynaşıldık (Eğitim durumları dikey ve yatay
biçimde örgütlenmelidir.)
İstenilen öğrenme yaşantılarını oluşturabilecek eğitim durumlarını
seçilip düzenlenmesinde uyulması gereken bazı ilkeler vardır. Bu
ilkeler şöyle sıralanabilir (Tekin, 2004)
1. Eğitim durumlan hedefle ilgili olmalıdır. Hedefe
ulaşılabilmesi için öğrenciye, hedefin doğurgadığı davranışları
yapma olanağı verilmelidir. Sözgelimi hedef, problem çözme gücü ise,
bu hedefe ancak öğrencinin kendisinin problem çözmesiyle
ulaşılabilir. Üstelik öğrencinin, o davranışı, ilişkili olduğu
içerikle kenetli olarak yapması gerekir. Örneğin; hedef, sağlık
problemlerini çözme gücü ise, çözülecek problemler de sağlık
konusunda olmalıdır. Dahası, öğrenciler, (kendilerinden beklenen
davranışların örneklerini eğitim durumunda görmelidirler. Öykü-lenmeyle
(taklit) öğrenme, insanoğlunun yeni davranışlar kazanmasında en
etkili yollardan birisidir. Örnek kağıtların, bitmiş projelerin
istenilen davranışların öğrencilere gösterilmesi, öğrenmeyi
kolaylaştırabilir.
Düzenlenecek eğitim durumlarının niteliğini, söz konusu eğitim
durumlarıyla öğrenciye kazandırılması düşünülen davranış belirler.
Çünkü, farklı davranışların (bilgi, uygulama, değerlendirme, beceri,
ilgi, tutum, alışkanlık vb.) kazanılması farklı öğrenme biçim-leriyle
olur. Farklı öğrenme biçimleri de farklı öğrenme koşulları
gerektirir. Öğretim işi, öğrencilerin kazanmaları istenilen
davranışın türüne ve düzeyine göre ayarlanmalıdır. Örneğin, çeşitli
öğretim yöntemlerini etkililik derecesi, öğrenilecek davranışa ve
öğrenme konusuna göre değişir. Her yöntemin yeğlenebileceği bir
durum vardır. Sözgelimi, devinimsel alışkanlıklar anlamında
becerilerin (dans etme, piyano çalma, yüzme gibi) öğrenilmesinde
tekrarlanan alıştırmaların yerini hiçbir şey tutamaz. Becerilerin
öğrenilmesinde tutulacak yol. beceriyi bir kez doğru olarak yapmak
ve sonra yetkin hale gelinceye değin aynı hareketi düzenli
aralıklarla tekrar etmektir. Becerilerin öğrenilmesinde öğretmen,
öğrenciye rehberlik edecektir ve bu rehberliğini giderek
azaltacaktır. Bilişsel öğrenmede ise, tekrar, ancak öğrenilenin
unutulmasını önleyebilir. Bu nedenle, bilişsel öğrenmede öğrenilmiş
bilginin aynen tekrarı değil, öğrenilenin yeni durumlara uygulanması
önemlidir.
Öğretmen belli bir süre içinde öğrenmeyi oluşturması olası olan
koşulları ayarlayacaktır. Bunu, yerine göre bilgi aktarmakla,
çevreye yeni ve belli uyarıcılar sokmakla, sınıftaki etkileşimi
yönetmekle yerine getirebilir. Öğretmen, öğrenme sürecindeki
işlevini yerine getirirken hazır öğretim materyallerinden uygun
olanlarını (kitap, film, radyo ve televizyon programları) başka
öğretim materyallerinden uygun olanlarını seçerek kullanılır ya da
gerektiğinde kendisi yeni öğretim materyalleri hazırlama yoluna
gidebilir. Öğretmen, öğrencilerini çevre incelemelerine götürebilir,
sınıfa bir koleksiyon getirebilir. Coğrafya dersinde, kentlerin
adlarını yazma ve yerleştirmek için taslak haritalar çoğaltabilir;
verileri yorumlama gücünü geliştirmek için eğitim durumuna
grafikler, tablolar sokabilir. Kısacası, neyin ve ne zaman
kullanılacağı, ulaşılacak hedef tipine göre değişir.
2. Eğitim durumları öğrenci düzeyine uygun olmalıdır.
İstenilen davranış, öğrencinin gücünün üstünde olursa, öğrenci,
başarısızlık duygusuna kapılabilir. Öğrencinin gücünün çok altındaki
bu davranışı yapmak da, bilinenin tekrarlandığı düşüncesiyle,
öğrencinin ilgisini köreltebilir ve hatta öldürebilir. Bundan ötürü,
eğitim durumları öğrencinin hazır bulunuştuk düzeyine uygun
olmalıdır. Bu tatminsizlik ortamında, öğrencide istenilen davranış
değişikliği gerçekleşemez; belki de istenilenin tersi davranışlar
gelişebilir. Bu durum, öğretmenin, ilgi, gereksinme ve hazır
bulunuşluk bakımlarından öğrencilerini iyi tanımasını gerektirir.
Bloom, öğrenme konusunda yapılmış araştırmaların bulgularına
dayanarak okuldaki ya da sınıftaki öğrenmeyi açıklamaya yönelik bir
kuram geliştirmiştir. Bloom kuramında, okuldaki öğrenmeyi belirleyen
etkenler, bilişsel giriş davranışları, duyuşsal giriş
karakteristikleri ve öğretimin niteliği adıyla üç grupta
incelenmektedir. Duyuşsal giriş karakteristikleriyle kişinin
akademik benlik
tasarımı (erişme güdüsü ya da başaracağına inanıp inanmaması gibi),
ilgileri ve tutumları dile getirilmektedir. Öğretimin niteliği
denilince de, öğretmenin özellikleri (hizmet öncesi eğitimin süresi
ve türü, meslekteki hizmet süresi) sınıf ya da okulun
karakteristikleri (öğrenci sayısı, donatım, okul örgütünün ve
yönetimin tutumu gibi) akla gelmelidir. Sadece sınıftaki öğretim
düzeyinde ele alırsak, öğretmenin öğrencilerine verdiği yönergeler,
ipuçları, pekiştireçler, öğrencinin öğrenme sürecine etkin katılımı,
öğrencinin yapıp ettikleriyle (öğrenmesiyle) ilgili olarak öğretmen
tarafından kendisine bilgi verilmesi ve eğer hataları varsa en kısa
zamanda düzeltilmesi gibi öğeler öğretimin niteliğini oluştururlar.
Bu kuram özet olarak şunu der: Öğrencinin bir öğrenme ünitesindeki
öğrenme ürünlerinin niteliğini; onun (1) o ünitedeki öğrenme için
önkoşul niteliğindeki temel gereksinmeleri önceden öğrenme derecesi,
(2) öğrenme sürecine katılmaya güdülenmiş olması ve (3) yapılan
öğretimin öğrenciye uygun olma derecesi belirler. Buna bağlı kalarak
eğitim durumlarının düzenlenmesinde şu noktaları dikkate almak
gerekir.
a. Öğrenciler, yeni öğrenme yaşantılarına geçmek için ilgili
önkoşul davranışları edinmiş olmalıdır. Öğreticiler, öğrencilerini
yeni öğrenme yaşantılarına hazırlamalıdır. Bir dersin ya da kursun
başlangıç evrelerinde, önceden öğrenilmesi gerekenler gözden
geçirilerek, eksiklikler varsa giderilme yoluna gidilmelidir.
Öğretmen sınıfta bir ders konusu anlatmaya başlamadan önce, o
dersteki öğelerin daha iyi öğrenilmesini sağlamak için, dersin ilk
birkaç dakikasında önceki derslerde anlatılanları tekrarlayarak
"daha önce şunları söylemiştik, bu derste de şunları ele alacağız"
gibi cümlelerle işlenen konular arasında bağ kurmalıdır.
b. Öğrenciler, öğretilmek istenilene karşı güdülenmiş
olurlarsa, yani öğretilecekleri öğrenmek isterlerse öğrenme daha
kolay ve etkili olur. Bu istek, konu alanının ve o konuda
öğrenileceklerin değerine, yararına öğrencileri inandırmakla ve
öğretim hedeflerine erişenlere uygun ödüller (toplumsal onay,not
gibi) vermekle sağlanabilir. Öğrencilerin ilgi duyduğu konuları
seçme ya da seçilen konunun o tür konularla ilişkisini kurma,
öğretim etkinliklerin planlanmasına öğrencilerin katılmasını
sağlama, öğrencilerin öğrenmeye karşı isteğini arttırabilir. Uzun
süreli düşünüldüğünde, etkili öğretim, öğrencilerde konu alanına,
öğretmene, öğrenmeye ve daha genel olarak eğitime karşı olumlu
tutumlar geliştiren öğretimdir. Çünkü, öğrenme konusuna ya da
öğrenmeye karşı takınılan olumlu tutum öğrenmeyi kolaylaştıır,olumsuz
tutum ise güçleştirir.
c. Öğrenciye, öğrenme sürecindeki durumuyla ilgili sık sık
bilgi verilmelidir. Yapıp ettiklerinden, öğrenme çabalarının
sonuçlarından bilgili kılınmalıdır öğrenci. Bir işi yaptıktan hemen
sonra, onun uygun olup olmadığını bilmelidir. Üstelik öğrenciye
yalnızca hatalarını ve yanlışlarını bildirmek, öğrenmeyi oluşturmak
açısından o denli etkili değildir. Öğrenci, başarısından haberli
kılındıktan sonra, eğer eksik ya da yanlış öğrenmeleri varsa
bunların bildirilerek eksikliklerin ve yanlışların düzeltilmesi,
doğru davranışların kendisine gösterilmesi gerekir. Çünkü,
gerektiğinde düzeltme yapmadan yalnızca dönüt verme, ancak
öğrencinin beklenen davranışı göstermesi halinde pekiştirici bir rol
oynacaktır. Bu nedenle, öğretim sürecinin çeşitli evrelerinde,
öğrencilere, yanlış öğrenmeler ve eksiklikler bildirildikten sonra,
doğrusunu görme ve yapma olanağı da sağlanmalıdır. Sözgelimi bir
sınav yapıldıktan sonra, sınav sonuçlan en kısa sürede öğrencilere
duyurulmalı, yanlış ve eksik öğrenmelere işaret edilmeli; çeşitli
yollarla, örneğin sınıfta tartışma açarak ya da sınav kağıtlarında
gerekli düzeltmeleri yaparak "yanlış" ya da "eksik" olanların
doğruları gösterilmelidir.
d. Yapılan araştırmalar, öğrenmenin ona neden olan yaşantılarla ne
denli kolay olacağını göstermiştir. Bu nedenle, eğitim durumları,
öğrencilerin "zengin yaşantılar" geçirmelerini sağlayıcı nitelikte
olmalıdır. Bir yaşantının zengin sayılabilmesi için de, o
yaşantının, en azından, (1) çok sayıda duyu organıyla ilgili olması,
(2) yeni ve ilginç olması, (3) kişisel bir başarı duygusu
verebilmesi gerekir. Bu tür yaşantılar sağlamak için, eğitim
durumunda gör-işit araçlarının yerinde ve uygun olarak kullanılması
öğretmenin iyi bir çevre ayarlayıcısı olması gerekir.
3. Eğitim durumları, hem birden çok hedefe hizmet etmeli hem
de istenmeyen sonuçlar ortaya çıkarmaktan ırak olmalıdır.
Matematikte, problem çözme gücü hedefini gerçekleştirmeye yönelik
bir eğitim durumu, asıl maksadın yanında ve onunla birlikte,
öğrencide matematiğe karşı bir ilgi ve sevgi de uyandırabilir ya da
tam tersine matematiğe karşı bir ilgisizlik ve olumsuz bir tutum da
geliştirebilir. Bu nedenle, öğretmen, bir yandan düzenlenen eğitim
durumlarının birkaç hedefe birden hizmet etmesini sağlamalı öte
yandan da bir hedef için düzenlenen bir eğitim durumunun istenmeyen
sonuçlar ortaya çıkarabileceği düşüncesiyle uyanık bulunmalıdır.
Yaşantı, birey ile çevresi arasındaki etkileşimin bireydeki
izlenimleri olarak görülebilir. Öğrenme yaşantısı ise, "nispeten
kalıcı izli bir değişmeye vesile olan yaşantı"dır. (Tekin 2004,
Ertürk, 1996) Tanımlardan da anlaşılacağı gibi, öğrenme yaşantısı,
konu içeriği ya da öğretmenin yaptıkları demek değildir. Bu nedenle,
önemli olan, öğrenciye neler sunulduğu değil, onun hangi yaşantıları
edindiğidir.
Öğrenme Yaşantılannda Bulunması Gereken Özellikler
• Öğrencinin gereksinimlerini karşılaya-bilmeli
• Birden fazla hedefe hizmet etmeli (ekonomiklik)
• Öğretimin hedef-davranışlarını kazan-dırabilmeli
• Etkili (üst düzey) öğrenmeyi sağlamalı
• Öğrencinin ilgi ve özelliklerine uygun olmalı
• Önceki yaşantılarla ilişkili (tutarlı) olmalı
• Öğretim ilkelerine uygun olmalı
• Çok sayıda duyu organına dayanmalı
• Yeni ve ilginç olmalı
• Kişisel bir başarı duygusu vermeli
• Benzer ve farklı durumlarda kullanabilmelidir.
Yaşantının kökeninde etkileşimin bulunması, onun öğrencinin etkin
katılımına dayandığını gösterir. Öğrenci okumak, dinlemek, gözlemek,
düşünmek ve yapmak suretiyle etkinliği kendisi yürütebileceğine
göre, öğrenme yaşantılarının öğrencilere kazandırılmasında öğretmene
düşen görev ne olacaktır? Öğretmenin görevi, öğrencinin istenilen
yaşantıları geçirmesini sağlayacak biçimde çevreyi düzenlemek, yani
eğitim durumlarını ayarlama olacaktır. Bu, bir yandan öğretmenin
öğrencilerin bilgileri, ilgileri, tutumları ve alışkanlıkları
hakkında bazı bilgilere sahip olmasını, öte yandan da konu içeriği,
ders araçları, kendi davranışları gibi öğelerin oluşturduğu eğitim
çevresine, öğrenciyi istenilen davranışı yapmaya yöneltecek biçimde
çekidüzen vermesini gerektirir. Bundan da çıkarılabileceği gibi,
öğrenme yaşantısının iki yanı vardır: Öğrencinin kendi iç koşulları
ve öğrencinin etkileşeceği dış koşullar. Dış koşullar, iç koşullara
göre düzenlenmelidir ki, öğrenci istenilen yaşantıları geçirebilsin.
Aslında bir öğrenci ile çevresi arasındaki etkileşim demek,
öğrencinin iç koşulları ile dış koşullar arasındaki etkileşim
demektir. Öğrenci davranışında oluşturulmak istenen değişikliğin
niteliğine göre, belli iç ve dış koşullar gerekir. Bu görüşten
hareketle Gagne; aşamalı biçimde sıraladığı sekiz öğrenme türünden
her birinin gerçekleşmesi için gerekli olan öğrenci içindeki
koşullara eğitim durumu koşullarını açık ve tutarlı biçimde
belirtmiş bulunmaktadır. Aşağıda öğrenci ve çevresi arasındaki
etkileşim göstermektedir.
Öğrenci (Iç Koşullar)
• Genel sağlık durumu
• İlgili ön bilgi ve beceriler
• Zeka seviyesi
• Dil becerisi
• İlgi
• İnanç ve değerler
• Tutum
• Güdümleme
• Alışkanlık
• Kendine güven ve benlik tasarım Çevre (Dış Koşullar)
• Öğretmen
• Diğer öğrenciler
• Basılı araçlar
• Gör - işit araçları
• Öğretim yöntemleri
• Pekiştireçler
• Aydınlatıcı yankı ya da dönüt
Hedefleri gerçekleştirecek öğretme du-rumlannın belirlenmesi
• Eğitim durumları hedeflerle ilgili olmalıdır.
• Eğitim durumları öğrencinin düzeyine (seviyesine-hazırbulunuşluğuna)
uygun olmalıdır.
• Eğitim durumları öğrencinin ilgi, yetenek ve gereksinimlerine
uygun olmalıdır.
• Eğitim durumları öğrencilerin öğret-me-öğrenme sürecinde dikkatini
çekmeli, katılmaya güdülemeli, ipucu, pekiştireç ve dönüt-düzeltme
etkinliklerini kapsamalıdır.
öğrenme yaşantılarının (öğretme-öğrenme sürecinin) planlamasında
ve uygulanmasında öğretmene düşen görevler:
Planlanmasında
• Öğretim planını yapma
• Öğrenme yaşantılarını düzenleme
• Fiziki çevreyi düzenleme
• İçeriği, öğretimin hedeflerine ve öğrencilerin ilgi-düzeyine göre
düzenleme
• Öğretme - öğrenme, strateji, yöntem-tekniklerini seçme
• Ders araç-gereçlerini (materyalini) sağlama
• Süreyi düzenleme
Uygulama (Etkinliklerinin Gerçekleştirilmesinde)
• Öğrencilerin dikkatini çekme
• Öğrencileri öğrenmeye hazırlama (güdüleme)
• Öğrencileri dersin hedeflerinden haberdar etme
• Dersi etkili sunma
• İpucu kullanma
• Soru - cevap etkinliği
• Öğrencilerin derse aktif katılımını sağlama
• Öğrencilere pekiştireç verme
• Öğrencilere dönüt - düzeltme verme
• Öğrencilere öğrenmenin sonucuna ilişkin bilgi verme
• Öğrencilere öğrenmenin sonucuna ilişkin bilgi verme
• Öğrencilerin öğrendikleri konuları hayata transferini sağlayacak
etkinlikleri düzenleme
• Öğrencinin özgüvenini, benlik kavramını güçlendirme
• Üst düzey zihinsel etkinlikleri (yaratıcı düşünme, problem çözme
vb.) geliştirme
Eğitim Durumlarının örgütlenmesi
Yukarıda belirtilen ilkelere uygun olarak seçilen eğitim
durumları, istenilen davranış değişikliklerini oluşturabilmeleri
için tutarlı ve kaynaşık bir bütün haline getirilmelidir. Çünkü,
öğrenci davranışında istenilen önemli değişiklikler, kısa sürede ve
tek bir öğrenme yaşantısıyla sağlanamaz. Birbirleriyle tutarlı ve
kaynaşık birçok öğrenme yaşantısının öğrenci üzerindeki etkisi,
tıpkı, aynı noktaya sürekli düşen su damlalarının o noktadaki
etkisine benzetilebilir.
Eğitim durumlarının etkili olabilmeleri için, onları, birbirini
pekiştirecek biçimde örgütlemek gerekir. Bunun için de.
• İpucu kullanma
• Soru - cevap etkinliği
• Öğrencilerin derse aktif katılımını sağlama
• Öğrencilere pekiştireç verme
• Öğrencilere dönüt - düzeltme verme
• Öğrencilere öğrenmenin sonucuna ilişkin bilgi verme
• Öğrencilere öğrenmenin sonucuna ilişkin bilgi verme
• Öğrencilerin öğrendikleri konuları hayata transferini sağlayacak
etkinlikleri düzenleme
• Öğrencinin özgüvenini, benlik kavramını güçlendirme
• Üst düzey zihinsel etkinlikleri (yaratıcı düşünme, problem çözme
vb.) geliştirme
Eğitim Durumlarının örgütlenmesi
Yukarıda belirtilen ilkelere uygun olarak seçilen eğitim
durumları, istenilen davranış değişikliklerini oluşturabilmeleri
için tutarlı ve kaynaşık bir bütün haline getirilmelidir. Çünkü,
öğrenci davranışında istenilen önemli değişiklikler, kısa sürede ve
tek bir öğrenme yaşantısıyla sağlanamaz. Birbirleriyle tutarlı ve
kaynaşık birçok öğrenme yaşantısının öğrenci üzerindeki etkisi,
tıpkı, aynı noktaya sürekli düşen su damlalarının o noktadaki
etkisine benzetilebilir.
Eğitim durumlarının etkili olabilmeleri için, onları, birbirini
pekiştirecek biçimde örgütlemek gerekir. Bunun için de, eğitim
durumları arasında dikey ve yatay esasta uygun ilişkiler
kurulmalıdır. Öğrenme yaşantılarının etkisinin düşünülmesinde, her
iki ilişki yönü de önemlidir.
Etkili dikey örgütlemenin başlıca etkeni, yaşantıların
sürekliliğidir. Süreklilik, bir tür bilgi ve becerinin ardışık
eğitim durumları içinde tekrarlanmasıdır. Yalnız, buradaki
süreklilik, belli bir davranışın aynı biçimde ve aynı içerik içinde
tekrarlanması demek değildir. Söz konusu davranışın tekrarlanması,
gittikçe artan karmaşıklıktaki durumlar içinde olmak gerekir. Bunun
için, yaşantılar sıralı bir aşamalar düzeni içinde yer almalıdırlar.
Şu halde her öğrenme yaşantısı, kendisinden daha önce gelene dayalı
ve daha sonra gelene hazırlayıcı olmalıdır ki, öğrencilerin istendik
yönde gelişmelerine yardım edebilsin.
Öğrenme yaşantılarının bir aşamalar düzeni içindeki yerleşikliğini
sağlamak için ise ilgili uyarıcılar yeter sıklıkla etkileşime
girmeli ve zaman geçtikçe artan bir karmaşıklıkta olmalıdır.
Bununla ilgili olarak, örneğin, konu alanı basitten karmaşığa,
bilinenden bilinmeyene, somuttan soyuta doğru aşamalı biçimde
örgütlenmelidir. Basamaklar öyle geçilmeli ki, öğrenci, hem bir
önceki basamakta öğrendiklerini bir sonraki basamak ya da
basamaklarda daha kapsamlı, daha karmaşık bir içerik içinde
tekrarlayabilsin hem de her bir basamakta gücü ölçüsünde başarılı
olabilsin. Böylece, bir yandan öğrenilenlerin unutulmaya karşı
direnci arttırılırken bir yandan da öğrencinin başarılı olması
öğrenci açısından bir ödül olarak işleyeceği için öğrenci, daha
ileri öğrenmeler için güdülenmiş ve istekli kılınmış olur.
Öğrenme yaşantıları arasındaki yatay ilişki, kaynaşlık olarak
adlandırılır. Öğrencinin geçirmekte olduğu paralel yaşantıların,
birbiriyle uyumlu bir bütün oluşturmaları, birbirini pekiştirmeleri
gerekir. Böyle olduğunda, öğrenci, bütünlüğe sahip bir görüş ve
uğraşılan konularla ilgili daha kapsamlı bir davranış
geliştirebilir. Böylece, hem hedefe daha çabuk ve daha kolay
ulaşılır; hem de meydana gelen öğrenme, unutulmaya karşı dirençli,
bütünsel bir öğrenme olur. Öğrenme yaşantıları birbirleriyle çatışma
halinde olduklarında ise, unutulmaya karşı dirençsiz, par-çasal
öğrenme ortaya çıkar.
Okulda eğitim: Eğitim süreçleri kendi toplumuna uygun insan
yetiştirir. Bu nedenle eğitim süreçleri rastlantıya bırakılmamıştır.
Toplum bilinci vermek için eğitim sürecinin içeriği ve amaçları
belirlenir. Bu nedenle eğitim bir kamu hizmeti olarak
kurumlaşmıştır.
Okulda eğitimin özellikleri şunlardır:
a. Okulda eğitim formeldir.
b. Okulda eğitim, belli amaçlara göre önceden hazırlanmış
programlara göre yürütülür.
c. Okulda eğitim plânlıdır.
ç. Okulda yönetici, öğretmen ve öğrencilerin yapacağı işler saatlere
göre düzenlenmiştir.
d. Eğitim süreci öğretmen tarafından yürütülür ve değerlendirilir.
e. Okulda formel süreçler baskındır.
f. Öğrenciler grup arkadaşlıkları içinde örnek alma yoluyla yeni
davranışlar benimserler. Bu yolla informel süreçler de etkilidir. Bu
nedenle okulda bulunan eğitmenler örnek davranışlar sergilemek
zorundadır.
İşyerinde eğitim: Toplumda etkisi görülen bir eğitimde iş
yerinde eğitimdir. Bu eğitim ülkemizde yarı formel biçimde
yürütülmektedir.
Çırak yetiştirme: Ülkemizde ilköğretim okulunu bitiren
çocuklar çıraklık eğitimiyle bir mesleğe hazırlanırlar. Usta bir
öğretmen gibi davranır. Önce meslekle ilgili basit davranışlar
öğretilir. Daha sonra yeni beceriler edindirilir. Çırağın başarısı
ödüllendirilir, yanlışları düzeltilir ve çocuğa yanılma payı
verilir.
Çıraklık ve meslek eğitimi: Ülkemizde yaygın olarak yer alan
iş yerindeki eğitim okul eğitimi ile bütünleştirilmesi çalışmalarına
son yıllarda hız verilmiştir. Bu nedenle 1977 yılında çıkarılan
Çıraklık, Kalfa ve Ustalık Kanunu 1986'da geliştirilerek Çıraklık ve
Meslek Eğitimi Kanunu olarak yeniden düzenlenmiş, çırak, kalfa ve
ustaların yetiştirilmesi esaslara bağlanmıştır.
Hizmet içi eğitim: Resmî kurum ve özel iş yerlerinde verilen
eğitim hizmet içi eğitim adı altında sistemleştirilmiştir. Hizmet
içi eğitim formeldir. Bu tür eğitim maaşla çalışan personele
görevleri ile ilgili beceri kazandırmayı amaçlamaktadır.
Ailede eğitim: İnsanlar kişiliklerini oluşturan davranışları aile
ortamında kazanır. Çocuklar sevdikleri aile büyüklerini taklit
ederek onlarla özdeşleşir. Ailenin temel davranış kalıplarını
kazanır. İnformel eğitim aile ortamında etkindir. Aile eğitimi
amaçlı olarak yürütür. Çocuklardan beklenen davranışlar çeşitli
biçimlerde duyurulur. Ödül ve ceza mekanizması çalışır. Çocuklar
sürekli yönlendirilir.
Eğitimin tanımı: Bireylerin toplumun standartlarını,
gereksinimlerini ve yaşama yollarını kazanmasında etkili olan tüm
sosyal süreçlerdir.
• Kişinin yaşadığı ortamda değeri olan, yetenek, tutum ve diğer
davranış biçimlerini geliştirdiği süreçlerin tümüdür.
• Eğitim, önceden saptanmış esaslara göre insanların davranışlarında
belli gelişmeler sağlamaya yarayan plânlı etkiler dizgesidir.
• Eğitim bireyin davranışlarında yaşananlar yoluyla istenilen
değişmeyi meydana getirme sürecidir.
Eğitim süreci: Süreç belli bir sonuca ulaşmak için birbirini
izleyen durumların akışıdır. Eğitim sürecini birbirini izleyen
öğrenme olayları oluşturur. Öğrenmenin oluşmasını sağlayan her türlü
etki eğitim sürecinin bir parçasıdır:
1. Amaç: Amaçlar formel eğitimin temel taşıdır. Eğitim
sürecinde ne öğrenileceği ve nasıl öğretileceği konusunda
eğiticilere rehberlik eder. Amaçların saptanmasında toplumun ve
bireylerin ihtiyaçları göz önüne alınır. Ayrıca toplumsal yaşama
uyum sağlanmasına amaçların içeriğindedir.
2. öğrenme - öğretme teknikleri: Öğrenme; insanı diğer
canlılardan ayıran temel niteliktir. Dünyaya geldiğinde hiçbir
beceriye sahip olmayan insanoğlu yaşaması için gerekli olan tüm
bilgi ve beceriyi çevresi yardımıyla öğrenir. Öğrenme bireyin
çevresiyle etkileşim sonucunda bireyin davranışlarında meydana gelen
kalıcı değişiklik olarak kabul edilir. Öğrenme kendiliğinden ya da
yönlendirmeyle meydana gelir.
a. Bireyin yaptığı bir eylem ve yaşadıkları sonucu meydana
gelen davranış değişiklikleri kendiliğinden öğrenmedir.
b. Yönlendirilmiş öğrenmede ise hazırlanmış bir ortam ve araç
söz konusudur. Yönlendirilmiş öğrenme, öğretme teknikleri sonucunda
meydana gelir. Öğrenme öğreten kişi ve bir aracın yardımıyla
gerçekleşir. Örneğin; sınıf içi öğrenme gibi.
öğretme: Öğretme en geniş anlamda öğrenmeyi sağlama
etkinlikleridir. Öğretme bilinçli ve amaçlı bir etkinliktir. Öğretme
etkinlikleri bir kişi ya da bir grup tarafından yürütülebileceği
gibi bilgisayar, TV, film, kitap gibi materyallerle de olabilir.
Aile içinde anne babalar, grup arkadaşları, kitle ileşitim araçları
bireyin sürekli öğrenmesini sağlayan etkinliklerde bulunur. Birey bu
etkinlikler sonucunda yeni davranışlar kazanabileceği gibi var olan
davranışlarını da geliştirebilir. Öğretme etkinliklerinin en plânlı
biçimi genellikle eğitim kurumlarında uygulanır. Okullarda yapılan
plânlı, kontrollü ve örgütlenmiş öğretme etkinlikleri ise öğretim
olarak adlandırılır.
Değerlendirme: Eğitim sürecinin bir parçası da değerlendirme
işlemidir. Öğretme öğrenme sürecinin sonunda elde edilen ürünün
amaca uygun olması istenir. Değerlendirme eğitim sürecinin önemli
bir parçasıdır.
|
 |