Türkiyedeki Dağların ve Ovaların Oluşumu

 

 

1. DAĞ OLUŞUMU (OROJENİK) HAREKETLERİ
Bu hareketler dar zamanda, dar olaylar olarak belirir ve tabakaların duruşunu bozarlar. Hareketler yatay ve dikey olmak üzere iki yönde gelişir. Genellikle, yatay (tanjansiyal) hareketler kıvrılma ve kıvrım dağlarına, dikey hareketler de (radial) kıvrılma ve kırık dağlarına yer verirler. Bununla birlikte, bu iki gurup arasında kesin bir sınır çizmek olanaksızdır. Çünkü, sert tabakalarda kırılma olurken, hemen yanındaki yumuşak tortullar kıvrılabilir. Bu nedenle kıvrım ve kırık dağları birbirinin içine girmiş olarak da uzanırlar. Diğer bir özellik de, yatay ve dikey hareketlerin aynı anda oluşmaları ya da birbiri ardınca gelmeleridir.

Yatay ve dikey hareketler sonucunda oluşan, kıvrılma ve kırık dağları yeryüzünün “Öz Yapı” yüzeyini oluştururlar. Aşağıda işleyeceğimiz yerkabuğu yaylanmaları (epirojenik hareketler) ile dağ oluşumu (orojenik) hareketinin ikisine birden yer kabuğunun yer sanatı (tektonik) öz yapı yüzeyini (strüktür) oluşturur. Dış güçler bu yüzeyi işler, değiştirir ve kendine özgü yer şekilleri doğururlar. Dağ oluşumu hareketleri iki yapı biçimi oluştururlar: Kıvrılma ve Kırılma.

1.Kıvrılma Ve Kırılma Dağları
Jeolojik devirler boyunca iç güçlerin oluşturdukları kabarıklar, yine jeolojik devirler boyunca yine dış güçler boyunca aşındırılırlar. Kabarıklıklar aşındırıla aşındırıla dalgalı bir düzlük durumuna gelir. Bu dalgalı düzlüğe, “Yontukdüz (Peneplen)” adı verilir. Yontula yontula düzleşmiş arazi demektir. Tortullar derin deniz diplerindeki tortulanma alanlarına (jeosenklinallerde) biriktirilirler. Bazen de yeryüzündeki çukurluklarda ve göl çanaklarında tortulanırlar. Yeniden aşındırma, taşıma ve biriktirmelerle çanaklar dolar.Yer yüzü çukurluğu düzleşir, deniz ya da gölün derinliği azalır. Kimi zaman deniz ya da gölün o bölümü, bütünü ile dolarak karalaşır.

Tortullarla dolu olan bir tortulanma çanağı, dengesini yitirmiş ve birbirine yaklaşan iki yer kabuğu bölümü (şole) arasında kalacak olursa; sıkışır. Başka bir sözle, yan basınçlara uğrayınca hacmi daralır. İçindeki yumuşak tortullar daralan bu yere sığmayarak kıvrılır ve su yüzüne çıkar. Bu olaya kıvrılma, oluşan dağlara da kıvrım dağları denir.

Tortulanma çanaklarının su altında ya da yer yüzünde olma özelliğine göre, kıvrılma iki biçimde gerçekleşir. Gerçek kıvrılma ve bükülme. Su altı tortulanma çanaklarında da yan basınçların özelliğine göre, çeşitli kıvrılma biçimleri oluşur. Bunlar da genel olarak düzgün kıvrılma ve düzensiz kıvrılma diye iki grupta toplanır.

a-Düzgün Kıvrılma:
Tortulanma çanağının kenarlarına yapılan basınç eşit değerlerde ise, tabakalar düzgün olarak kıvrılır. Tabaka ya da kıvrım dağı kabarıklığı ve çukurluğu oluşur. Kıvrım dağı ya da kıvrılmış tabakadaki kabarıklığa (kemerleşmeye) “Antiklinal”, çukurluğa (oluklaşmış) da “Senklinal” adları verilir.

b-Düzensiz Kıvrılmalar:
Tortulanma çanağının kenarlarına yapılan basınçlar eşit değerlerde değil ise, “Düzesiz” kıvrılma olur. Basıncın çok olduğu yandaki tortullar, basıncın az olduğu yandaki tortulların üzerine eğilir, devrilir, biner ya da o tabakaların üzerine aşar. Basınç değerleri ayrıcalık çok değilse, basıncın çok geldiği yandaki tabakalar az geldiği yandaki tabakalara doğru eğilir ki, buna “Eğri Kıvrım” denir. Basınç ayrıcalığı çoğaldıkça, tabalar devrilir “Devrik Kıvrım”, birbiri üzerine biner “Binmiş Kıvrım”, biri diğeri üzerine aşar “Aşmış Kıvrım (Şaryajlı Kıvrılma)” biçimleri oluşur.

c-Bükülme (Fleksür):
Katı yer kabuğunun çukurluklarında birikmiş olan tortullar yan basınçlarla etkilenirse, Herhangi bir yerinden bükülür. Bu olaya bükülme, oluşan şekle bükülmüş tabakalar (fleksür) ve bükülme sonucu oluşan basamağa bükülme basmağı denir. Bükülmede tabakalar süreklidir. Tabakalarda kırılma yırtılma olmamıştır. Basınç etkisi ile tabakaların bir bölümü aşağıda kalmış ve aralarındaki bir bölüm bükülmüştür. Bir yörede büküklü yapı çok yer tutarsa, buraya büküklü yöre adı verilir.

Kıvrım bölgelerinde ve kıvrım dağlarında kıvrılma biçimlerinin hepsi bir arada ve birbirinin içine girmiş olarak bulunur. l. Jeolojik Devirde oluşan Kaledoniyen, Hersiniyen ve lll. Jeolojik Devirde oluşan Alp-Himalaya sistemlerine bağlı dağlar, kıvrım dağları olarak oluşmuşlardır. Ancak, zamanımız kıvrım dağları yalnız Alpin (Alp-Himalaya) oluşumlarına bağlıdır. İleride görülebileceği gibi, Kaledoniyen ve Hersiniyen oluşumları kıvrım dağları özelliğini yitirerek, zamanımızın kırık dağları özelliğini kazanmışlardır. Genç kıvrım dağları olan Alpin sistem oluşumları, yeryüzünde Büyük Okyanus’u çevreleyecek biçimde ve büyük bir “H” harfi çizerek uzanır.

2.Kırılma Ve Kırık Dağları
Kıvrılma olayı yatay yönde yerkabuğu hareketleri sonucu oluşurken, kırılma olayı dikey yönlü hareketler sonucu oluşur. Ancak, kırılmanın olabilmesi için dikey yöndeki hareket yeterli değildir. Bu hareketle etkilenen tabakaların kıvrılamayacak kadar sert (berk, rijit) olması gereklidir. Eski yerkabuğu oluşumları bir yandan dış güçlerle aşındırılıp yontukdüz durumuna getirilirken, bir yandan da tabakaları oluşturan taşlar, başkalaşma gibi etkenlerle, sertleşir. İşte, yontukdüz durumuna gelmiş ve sertleşmiş tabakalar dikey yönlü basınçların etkisinde kalınca, daha önce kıvrılıp sertleşerek kıvrılma özelliğini yitirdiği için, yer yer kırılır, çöker ve yükselir. Bu olaya kırılma ve kırılma sonucu oluşan dağlara da “Kırık Dağları” denir. Kırılmalarla oluşan yeryüzü çatlaklarına da “Fay” adı verilir.

Kırılmalarla kırık basamaklarında oluşur. Kırık basamakları da tabakaların bir bölümü kırık çizgisi boyunca yüksekte kalırken bir bölümü alçakta kalır. Kırk çizgisi boyunca kayan tabaka bölümlerinin her birine “kırığın kanadı” denir. Yüksekte kalana “yukarı giden”, alçakta kalana “alta giden” kanat adı verilir. Kırığın kanatları arasındaki basamak, “kırık basamağıdır”. İki kanat arasındaki yükseklik ayrıcalığı bir kaç metreden, binlerce metreye kadar olabilir. Kırılmalara uğramış bir bölgede, kırık çizgileri ya birbirlerine paralel olarak ya da birbirlerini belirli açılarla kesecek biçimde uzanırlar ve kırık ağları oluştururlar. Kırık basamaklarında, tabakalar süreksizdir. Kırılma ve yırtılmalara uğramışlardır. Basamağın yukarı giden yüzeyi, sürtünme etkisi ile, parlar. Buraya fay aynası denir.

Sertleşmiş yontukdüzler basınçlarla etkilenince, yeryüzü çatlakları boyunca üç durum oluşur:

a-Basınç etkisinde kalan tabakalar bütünü ile yükselir. Ancak, kimi yari çok, kimi yeri az yükselir. Kırılma ve kırık basamakları oluşur.

b-Basınç etkisi ile sert tabakalar bütünü ile alçalır. Ancak, kimi yeri çok, kimi yeri az çöker. Kırılma ve kırık basamakları oluşur.

c-Basınç etkisinde kalan sert tabakaların kimi teri yükselirken, kimi yeri çöker. Kırılma ve kırık basamakları oluşur.

Her üç durumda da kırıklarla çevrili yükseklikler ve çukurluklar doğar. Yerkabuğu çatlakları ile çevrili yüksekliklere “Horst”, çukurluklara “Graben (Çöküntü Hendeği)” adı verilir. Bir kırık bölgesinde ya da kırık dağlarında horst ve gabenler birbirini izler. Ancak, horst ve grabenler birbirine eşit genişlikte olabileceği gibi, geniş horstlar dar grabenler ve dar horstlar geniş grabenler de oluşabilir.

Kırılma olayları genellikle sertleşmiş eski kütleler basınçlara uğrayınca oluşur. Zamanımızda, yeryüzünün ilk karaları olan kıta çekirdekleri l. Jeolojik Devrin kaledoniyen ve hersiniyen oluşumları kırılmalara ve kırık dağlarına yer verirler. Çünkü bu oluşumlar önce kıvrılmışlar, aşınmışlar ve sertleşmişlerdir. Alpin hareketleri ve tektonik hareketler sırasında yeniden basınç etkisinde kalınca, yer yer kırılmışlar, yükselmişler ve çökmüşlerdir. Kırk bölgeleri ve kırılma dağları günümüzde Atlas Okyanusu’nu çevreleyecek biçimde uzanırlar. Basınç etkisinin çok yeğin olması durumunda genç ve serleşmemiş oluşumlar da kırılmalara yer verilebilir. Türkiye’nin batısındaki kırık bölgeleri ve Kuzey Anadolu Çöküntü Hendeği gibi.

2.OVALAR
Akarsular tarafından derin olarak yarılmamış, üzerinde kabarıklar bulunmayan ve eğimi oldukça az olan düzlüklere “Ova” adı verilir. Bu düzlüklerde akarsular, genellikle, salınımlar yaparak, yatakları boyunca akarlar. Bafra, Sakarya, Konya, Büyük Menderes ovaları gibi ovalar, bulundukları yerlere göre, ikiye ayrılırlar: çukur ovalar, yüksek ovalar.

1-Çukur Ovalar:
Deniz yüzeyinden olan yüksekliği az ovalara, çukur ova denir. Çukur ovalar deniz kıyıları boyunca uzanırlar. Çukur ovaların denizden yüksekliği en çok 500 m’ye değin olur. Çukurova, Sakarya, Antalya, Ege Bölgesi ve Harran ovası gibi ovalar, birer çukur ovadır.

2-Yüksek Ova: Deniz yüzeyinden olan yüksekliği çok ovalara, yüksek ova denir. Başka bir deyişle, deniz yüzeyinden olan yüksekliği 500 m’den çok ovalar, yüksek ova adını alır. Bunlar genellikle, iç bölgelerde bulunurlar. Konya, Doğubeyazıt, Muş ovaları gibi ovalar, yüksek ovadır.

Ovalarda da, diğer yeryüzü şekilleri gibi oluşum bakımından çeşitlilik gösterirler. Bu özellikler ile dört grupta toplanırlar:

1-Aşıntı (Yontulma) Ovaları: Aşınmalar sonucu oluşmuş ovalardır. Dış güçler yontukdüz ve kabarıklıkları aşındırarak bu ovaları oluştururlar.

2-Çöküntü Ovaları:
Kırılma olayları sonucu oluşmuş ovalardır. Yerkabuğundaki kırılmalardan sonra oluşan çöküntü hendekleri, dış güçlerin birikintileri ile dolar ve düzleştirilirse, çöküntü ovaları oluşur. Batı Anadolu’daki Gediz, Bakırçay, Küçük ve Büyük Menderes, Hatay’ın Amik ovaları gibi.

3-Birikinti Ovaları:
Dış güçlerin taşıyıp getirdiği birikintilerle oluşmuş ovalardır. Genellikle, akarsu biriktirmesi ile oluşurlar. Birikinti konileri gibi. Akarsular taşıdıkları kum, çakıl, kil gibi dağınık maddeleri hızlarının ya azaldığı ya da bittiği yerde biriktirerek bu ovaları doğururlar. Buraları genellikle, yamaçların eteği, akarsuların genişleyen vadi tabanları ve ağızlarına yakın olan bölümleridir.

4-Alüvyal Ovalar:
Akarsuların taşıdığı alüvyonların, deniz ve göl kıyılarında, sığ yerleri de dolduracak biçimde biriktirilmesi ile oluşmuş ovalardır. Gel-git genliği az iç denizlere dökülen akarsular, taşıdıkları sürüntüleri döküldükleri göl ya da denizin kıyısında biriktirmeğe başlarlar. Zamanla, bu birikinti kıyının sığ yerlerini de doldurarak geniş düzlükler oluştururlar. Böylece oluşan ovalara, alüvyal ovalar adı verilir. Çukurova, Çarşamba ovaları gibi.

JEOLOJİK DEVİRLERDE TÜRKİYE'NİN DURUMU

Türkiye arazisi,Pangea adlı büyük kıt’anın parçalanmasını izleyerek oluşan kuzey kıt’ası (Laurasia) ile güney kıt’ası (Gondvana) arasında kalan Tethys (Tetis) denizinin yer aldığı geniş tortulanma alanında oluşmuştur. Ülkemiz bütünüyle Alp-Himalaya Orojenik Kuşağı içinde bulunmaktadır. Ülkemizde yer şekilleri, çeşitli jeolojik devirlerde oluşmuş arazilere ve bunların özelliklerine de bağlıdır.

1. Birinci Jeolojik (Paleozoik) Zaman: Tetis jeosenklinalinde biriken tortullar yer yer kıvrılarak yükselmiştir. Kıvrılma esnasında, tortullar metamorfizmaya (başkalaşım) uğrayarak sertleşmiş ve birinci zaman sonlarında şiddetli aşınmalar sonucunda düzleşmiştir. Daha sonraki orojenik (dağ oluşumu) hareketleri yölendiren bu eski kütleler, Alp Orojenezi sırasında zaman zaman parçalanmıştır. Faylarla parçalanan bu eski kütlelerin bir kısmı yükselirken, bazıları da çökmüştür. Trakya, Batı Anadolu, Doğu Anadolu ve İç ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde geniş yer kaplayan birinci zaman arazileri ülkemezin temelini oluşturur. Masif adı da verilen bu sert kütlelerin başlıcaları, Trakya’da Yıldız, Batı Anadolu’da Sarıhan, - Menteşe, İç Anadolu’da Kırşehir masifleridir. Bunlardan başka, kuzeyde Devrekani, Güneydoğu Anadolu’da Mardin-Derik civarı, Doğu Anadolu’da Bitlis ile Akdeniz Bölgesinde Anamur – Alanya arası, bu zamanda oluşan metamorfik arazilere örnek teşkil eder. Yine, Zonguldak çevresindeki taş kömürü yatakları da bu zamanda oluşmuştur.

2. Jeolojik (Mezozoyik) Zaman: Tetis jeosenklinalinde biriken tortullar, ikinci zamanın sonundan itibaren kıvrılıp yükselerek su yüzeyine çıkmıştır.

3. Üçüncü Jeolojik (Tersiyer) Zaman: Üçüncü jeolojik zamanda, Anadolu’nun bulunduğu yerdeki jeosenklinalinde biriken tortullar kıvrılmaya başlamıştır. Bu kıvrılma hareketleri sonucunda geniş deniz çanakları daralmaya ve kaybolmaya başlamıştır. Bu zamanın ortalarında, Anadolu kütlesinde karalaşma hızlanmıştır. Alp orojenik hareketleri en şiddetli safhasına ulaşarak, Kuzey Anadolu ve Toros Dağ kuşakları oluşmuştur. Daha sonra Anadolu’nun iç kısımları göllerle kaplanmıştır. Aynı dönemde nemli ve sıcak iklim şartları altında, tropikal ormanlara benzeyen gür bir bitki örtüsü yetişmiştir. Bu bitki örtüsüne bağlı olarak zamanla göl ortamlarında biriken organik malzemeler, günümüzdeki linyit yataklarının oluşumunu sağlamıştır. Üçüncü jeolojik zamanın sonlarında Anadolu’nun iç kısımlarında oluşan göller çekilmeye başlamış ve karalar genişlemiştir. Sıcak iklimin etkisiyle İç ve Doğu Anadolu’daki tuz yatakları bu zamanda oluşmuştur. Ayrıca, Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki petrol alanlarının yer aldığı araziler de bu döneme aittir.

4. Dördüncü Jeolojik (Kuaterner) Zaman: Kuaternerde, daha çok orta kuşakta kalan diğer alanlar gibi, ülkemizde de iklim değişmeleri ön plana çıkmıştır.

GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ GENEL ÖZELLİKLERİ

 YER ŞEKİLLERİ

1-      Yüz ölçümü en küçük bölgemiz.

2-      Yer şekilleri sadedir.

3-      Kuzeyden güneye yükselti azalır.

4-      Platolar: G. Antep, Urfa, Adıyaman

5-      Diyarbakır havzası, Mardin Eşiği yüksek yerler

6-      Karacadağ en basık volkandır.

7-      Ovalar: Harran, Suruç, Ceylanpınar.

8-      Fırat ve Dicle bölgeyi parçalayarak platolar oluşturur.

9-      Akarsular araziye gömülmüş , sulama zorunluluğu var.

10-  Göl bakımından en fakir bölge. Doğal göl yok.

11-  Barajlar: Atatürk, Kral kızı ,Birecik, Deve geçidi. Ilı su, Batman

 İKLİM VE BİTKİ TOPLULUĞU

1-       Akdeniz ve Karadeniz iklimlerinin geçiş alanıdır.

2-       Orta Fırat bölümünde Akdeniz, Dicle bölümünde Karasal iklim.görülür.

3-       En yağışlı mevsim kış, en kurak mevsim yazdır.

4-       Aşırı sıcak ve buharlaşmadan dolayı kuraklık en fazla.

5-       Güneydoğudan samyeli rüzgarı eser. Tarımı olumsuz etkiler.

6-       En az yağış alan ikinci bölgemiz.

7-       Doğuda bozkır, batıda makiler yaygındır

 NÜFUS VE YERLEŞME

1-      En az nüfus.

2-      Nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının üstünde. Çünkü yüz ölçüm küçük.

3-      Nüfus dağ eteklerinde toplanmış. Çukur yerler aşırı sıcak olduğundan nüfus az.

4-      Dışarıya göçler son yıllarda azaldı.

5-      Mesken tipleri: Kerpiç evler. Yazın serin tutar.

 TARIM

1-      Tarım alanları geniş ve verimli  Buharlaşma-kuraklık ve sulama problemi var.

2-      Türkiye’de en fazla  k.mercimek, Antep fıstığı, karpuz.

3-      Pamuk, tütün, üzüm üretiminde  son yıllarda önemli artışlar var.

 HAYVANCILIK

1-      Küçükbaş hayvancılık ve ihracat gelişmiştir.

2-      Dokumacılık yaygındır.

 ÇIKARILAN MADENLER

1-       Petrol: Adıyaman, Batman ,Diyarbakır, Mardin, Siirt.

2-       Batman’da Batman rafinerisi

3-       Irak ve Türkiye’nin petrol boru hatları bölgeden geçer.

4-       Fosfat: Mazıdağı (Suni Gübre)

5-       Cizre-Silopi: Linyit

 ULAŞIM

1-   Yer şekilleri sade olduğu için ulaşım gelişmiştir.

İÇ  ANADOLU BÖLGESİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ

YER ŞEKİLLERİ

1-      En büyük ikinci bölgemiz.

2-      En çok platolar: Cihanbeyli, Haymana,Obruk, Bozok,Uzun yayla

3-      En büyük kapalı havzalar: Konya;Tuz gölü, Ereğli, Akşehir

4-      Volkan dağları: Erciyes, Hasan , Melendiz, Karacadağ, Karadağ

5-      Kenarları dağlarla çevrili, orta kısmı düzdür. Bundan dolayı makineli tarım ve ulaşım

6-      Çok gelişmiştir.

7-      En çok erozyon. Bitki örtüsünün azlığı, sel rejimli akarsular.

8-      En çok peribacası ve kırgıbayır . Volkanik arazide oluşmuştur.

9-      En çok nadasa ayrılan topraklar. Yağış azlığı ve sulama yetersizliğinden dolayı.

10-  Topraklar tuzlu, kireçli. Buharlaşma fazla.

11-  Göller:  Tuz ,Akşehir, Eber   (tektonik göllerdir.)

12-  Mogan ve Eğmir gölleri: Alüvyal   set gölleridir.

13-  Akarsular: Kızılırmak , Sakarya, Porsuk Çaylarıdır.

14-  Kızılırmak üzerindeki barajlar: Hirfanlı, Kesikköprü, Altınkaya barajlarıdır.

15-  Sakarya nehri üzerinde: Hasan Polatkan, Gökçekaya barajları

16-  En az deprem riski.Eski zaman arazileri olduğu için.

17-  Konya ve Karaman

 

İKLİM VE BİTKİ  TOPLULUĞU

 

1-      Asıl step iklimi.

2-      Yazlar sıcak ve kurak ,kışlar soğuk ve kar yağışlı.

3-      En çok konveksiyonel yağışlar(kırkikindi yağışı)

4-      En az yağışlı yer. Konya-Tuz gölü

5-      En çok sel ve erozyon.

6-      En tipik antropojen bozkırlar.

7-      En fazla ilkbahar yağışı

 

NÜFUS VE YERLEŞME

 

1-      En kalabalık ikinci bölge.

2-      Nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının altında

3-      Nüfus dağ eteklerinde toplanmış. Yağış fazlalığı dolayısıyla

4-      En kalabalık  kentler: Ankara, Kayseri,Konya,Eskişehir,Sivas.

5-      Kentleşme oranı yüksek, Yukarı Sakarya Bölümü.

6-      Toplu yerleşmeler var. Kırsal kesimde kerpiç evler. Yağış azlığı.

 

EKONOMİ

 

1-      TARIM: 

2-      En çok yetiştirilen ürünler: Buğday, arpa, ş.pancarı, patates, yeşil mercimek, nohut , fasulye,elma, üzüm.

3-      HAYVANCILIK.

4-      Tiftik keçisi ve koyun  : Ankara çevresinde.

5-      MADENLER:

6-      Tuz : Tuz gölü

7-      Cıva: Sarayönü Niğde

8-      Demir: Sivas , Kayseri

9-      Bor: Eskişehir

10-  Lületaşı: Eskişehir

11-  Krom: Eskişehir.

12-  Linyit: Ankara, Çankırı, Sivas

 

SANAYİ

1-      Yukarı Sakarya Bölümü çok gelişmiştir. Bölgeyi diğer bölgelere bağlar.

2-      Eskişehir : Uçak, lokomotif

3-      Kırıkkale’de : silah, cephane fabrikaları.

 

ULAŞIM

 

Orta bölümü düz olduğu için, bölgeleri birbirine bağlayan önemli ulaşım yolları bu bölgeden geçer.Güneydoğu Anadolu bölgesi hariç ,her bölgeyle komşudur.

 

 

 

 

KARADENİZ  BÖLGESİ GENEL  ÖZELLİKLERİ

 

YER ŞEKİLLERİ

 

1-      En  fazla boylam geçen bölgemiz. En fazla yerel saat farkı.

2-      Üçüncü büyük bölge.

3-      En fazla sel, deprem, heyelan olayları.

4-      Dağlar kıyıya paralel uzanmış .Bunun sonuçları

5-      Boyuna kıyılar fazla. Falezler oluşmuş.

6-      Kıyılarda  girinti ve ç ıkıntı azdır.

7-      Doğal limanı az. (Sinop)

8-      Deniz ticareti suni limanlardan yapılmaktadır.

9-      Koy, körfez az.

10-  Kıyılar bol yağış almaktadır. Oroğrafik yağışlar

11-  Kıyı ile iç kesimler arası ulaşım zor. Geçitlerden yapılmakta. Kop,Zigana, Ecevit.

12-  Kıyı ile iç kesimler arasında iklim farklılığı. Ürün çeşitliliği farkı.

13-  Dağlar: Batıda üç sıra halinde, ortada tek sıra halinde, doğuda iki sıra halinde uzanır.

14-  Batıda : Kıyıda küre, Canik, Doğu kara deniz dağları.

15-  Dağlar arasındaki çöküntü ovaları ve vadiler. Deprem kuşakları.

16-  Akarsular:Çoruh, Doğankent çayı, Yeşilırmak, Kızılırmak, Yenice, Bartın, Sakarya

17-  Akarsular kısa boyludur. Doğu karadeniz akarsularının rejimi düzenli sayılır.

18-  Barajlar: Kızılırmak üzerinde Altınkaya, Yeşilırmak üzerinde H. VeS. Uğurlu .Almus,Sakarya üzerinde: Sarıyar ve Gökçekaya.

19-  Göller: Tortum, Sera,    Abant,Yediegöller. Heyelan set gölleridir.

20-  Karadeniz: Soğuk, dalgalı, tatlı suları, tuzluluk az. Derinlerde canlı yaşamaz.

 

İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ

 

 

1-      Kıyıda Asıl karadeniz iklimi: Her mevsim yağışlı. Yazlar serin ,kışlar ılık.

2-      İç kesimlerde  bozulmuş kara deniz iklimi. Karasal. Sıcaklık ve yağış az.

3-      Yağışlar en çok sonbaharda (yamaç ve cephe yağışları)

4-      Kıyıda günlük ve yıllık sıcaklık farkı az. İç kesimlerde fazla.

5-      En fazla kapalı ve bulutlu gün sayısı.

6-      En fazla bağıl nem ve yağış (Rize)

7-      En fazla yağışlar : Doğu, batı ve orta kara deniz diye sıralanır.

8-      Ilıman okyanus iklimi

9-      Bitki örtüsü sık ormanlar. Deniz seviyesinden başlar . Kendini yeniler.

10-  Yükseklerde dağ çayırları

11-  Ahşap yapılar yaygın

NÜFUS VE YERLEŞME

1-      Nüfus fazla değil.

2-      Nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının altında.

3-      Doğuda tarım, batıda  sanayi nüfus çekmektedir.

4-      En fazla yurtdışı göç. Sanayi gelişmediği için.

5-      Araziler parçalı, dağınık, engebeli, Su kaynakları zengin.

6-      Kırsal kesimlerde dağınık, iç kesimlerde toplu yerleşmeler.

7-      Kadın nüfus fazla, erkek nüfus az.

EKONOMİ

TARIM

 1-      Kıyıda yetiştirilen ürünler: çay, fındık ,tütün ,mısır, keten kenevir, pirinç, ş,pancarı, narenciye (Rize ) mikro klima .

2-      Mısır  buğdayın yerini kıyıda almış  . İhraç  edilmez. Piyasada tüketilir.

3-      İç kesimlerde tahıllar ve ş, pancarı.

 HAYVANCILIK

 1-      Büyük baş hayvancılık, Arıcılık  (Ordu)

2-      Balıkçılık çok gelişmiş.

   MADENLER:

 Bakır: Artvin Murgul, Kastamonu Küre. Çıkarılan madenler Samsun’da işlenir.

Linyit: Merzifon, Çeltek, Amasya. Havza

Demir-çelik: Karabük , Ereğli, Taşkömürü havzası.

Çatalağzı termik santrali.

 FABRİKALAR

 1-      Şeker fabrikaları  (orta karadeniz)

2-      Kağıt, kereste,mobilya  üretimi. Çaycuma,Taşköprü, Aksu

3-      Sigara ve Çay üreten fabrikalar.

 ULAŞIM

 1-      Yerşekilleri engebeli, ulaşım çok zor.

2-      Orta ve batı kara denizden iç kesimlere demiryolu ulaşımı.

3-      Ulaşım : doğu ve batıda geçitlerden sağlanır.

4-      Kıyıda havaalanları.

 MARMARA BÖLGESİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ

  YERŞEKİLLERİ

 1-      Güneydoğudan sonra en küçük ikinci bölgemiz.

2-      Trakya’daki topraklarına Avrupa, Anadolu’daki topraklarına Asya denir.

3-      Ortalama yükseltisi en az .

4-      En fazla yeşil renk kullanılmış.

5-      Dağları: Yıldız, Koru, Işıklı, Samanlı, Kaz,Uludağ (iç püskürük volkan)

6-      Ovalar: Tektonik havzadır.

7-      Akarsular: Meriç, Ergene, Susurluk, Sakarya. 

8-      Göller: Tektonik havzada oluşanlar. Kuş, İznik, Ulubat    , Sapanca:Alüvyal set gölü

9-      Havzalar: Ergene havzası.

10-  Yarımadalar: Çatalca-Kocaeli, Kapıdağı,Armutlu, Biga, Gelibolu

11-  Körfezler: Saroz, Bandırma,Erdek,İzmit, Gemlik.

12-  B.çekmece, ve K.çekmece, Durusu(terkos)  Kıyı set gölleridir.

13-  Alt ve üst akıntılar  boğazlarda karşılaşırlar. Balıkçılık gelişmiştir.

14-  Denizlerde kirlenme var. Sanayileşme, kentleşme, aşırı avlanma.

15-  Boğazlar  4. Jeolojik zamanda çökmeyle oluştu. Ria tipi kıyılar.

16-  En tehlikeli deprem kuşağı. Kuzey Anadolu fayı bölgeden geçer.

17-  Ege denizinde, gökçe ada, bozca ada, Marmara denizi: İmralı,Marmara ,Avşa ad.

18-  Yer şekilleri düz ve sade olduğu için, ulaşım çok gelişmiştir. En fazla sanayileşme

 İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ 

1-      İklim ve bitki örtüsü açısından geçiş özelliği gösterir.

2-      Güney  Marmara da Akdeniz iklimi, Ergene havzasında karasal iklim, Karadenize bakan yamaçlarda  kara deniz iklimin geçiş özellikleri görülür.

3-      Çok sıcak   ve çok yağışlı bir bölgemiz değildir.

4-      Kışın  kar yağışı  ve don olaylarına rastlanır.

5-      Balkanlardan gelen soğuk hava kütlelerine açıktır. Yüksek sıradağlar olmadığı için.

6-      Kuzeybatıdan karayel gelir. Soğuk ve yağışlı hava getirir.

7-      Ergene havzasında bozkır, G. Marmara da maki ve ormanlar ,Yıldız dağlarının kuzey yamaçlarında ormanlara rastlanır.

 NÜFUS   VE YERLEŞME

 1-      En fazla nüfus ve nüfus yoğunluğu.

2-      En fazla kent, en az kır nüfusu.

3-      En çok göç alan bölge. Sebebi, sanayileşme, iş imkanları.

4-      En fazla erkek  nüfus. En az kadın nüfus.

5-      En az doğal nüfus artış hızı.

6-      Yoğun nüfuslu yerler: Çatalca,Kocaeli yarımadası., Güney Marmara

7-      En az nüfus yoğunluğu: Gelibolu, Biga, Yıldız dağlarının iç kesimleri.

 TARIM 

1-      En  fazla ekili-dikili alan..Yüzölçümüne göre.

2-      İklim şartlarından dolayı, tarımda ürün çeşitliliği en fazladır.

3-      Modern tarım yöntemleri kullanılmıştır. İntan sif tarım.

4-      Makineli tarım çok gelişmiştir.

5-      Tarımda verim yüksek. Nüfus fazla olduğu için diğer bölgelerden tarım ürünleri ithal eder.

6-      En fazla ayçiçeği, pirinç üretimi(ergene havzası, Meriç nehri boyları)

 HAYVANCILIK

 1-      Büyük kentlerin yakınlarında besicilik, ahır hayvancılığı çok gelişmiştir. Talep fazla.

2-      En fazla kümes hayvancılığı,  modern tavuk ve yumurta çiftlikleri.

3-      Mandracılık gelişmiştir.

4-      En fazla ipek böcekçiliği,. Suni ipek üretimi.

5-      Et ihtiyacının büyük bir kısmını doğu Anadolu dan karşılar. 

SANAYİ VE MADENLER

 1-      Bor madeni. Susurluk havzası.

2-      Demir cevheri. Sakarya Çam dağı.

3-      Krom. Balıkesir.

4-