|
KPSS Öğrenme Psikolojisi Konuları
KPSS Öğrenme
Psikolojisi Konu Özeti
Bu bölüm sözel olmayan
öğrenmenin en temel ilkelerini, yani gerek insan gerek hayvan
öğrenmesi için geçerli olan ilkeleri incelemektedir.
Öğrenme yollarımız üç başlık altında toplanabilir;klasik koşullanma
, edimsel koşullanma ve bilişsel öğrenme . Ancak, bunlara ait
bölümlere girmeden önce, öğrenme konusunda anlatılması gereken
birkaç genel nokta vardır. Bunlardan ilki öğrenmenin tanımıdır.
ÖĞRENME:
Öğrenme, tekrar ya da yaşantı sonucu davranışta meydana gelen
oldukça devamlı bir değişiklik olarak tanımlanabilir. Bu tanımda üç
önemli öğe vardır:
1- Öğrenme davranışta bir değişikliktir. Bu değişiklik iyiye doğru
olabileceği gibi kötüye doğru da olabilir.
2- Tekrar ya da yaşantı sonucu meydana gelen bir değişikliktir;
büyüme, olgunlaşma ya da sakatlanma sonucu meydana gelen
değişiklikler öğrenme değildir.
3- Öğrenme adını alabilmesi için değişikliğin oldukça devamlı olması
gerekir; hayli uzun bir süre devam etmelidir. Bu ifade; güdü,
yorgunluk, fizyolojik uyum gibi kaynaklara bağlı değişiklikleri
tanımın dışında bırakmaktadır.
ÖĞRENMENİN ÖZELLİKLERİ
1. Davranışta gözlenebilir bir değişme olması
2. Davranıştaki değişmenin nispeten sürekli olması
3. Davranıştaki değişmenin yaşantı sonucunda olması
4. Davranıştaki değişmenin yorgunluk,hastalık, ilaç alma vb.
etkenlerle geçici bir biçimde meydana gelmemesi.
5. Davranıştaki değişmenin sadece büyüme sonucunda oluşmaması
GENEL UYARILMIŞLIK HALİ VE GÜDÜ
Öğrenme için önemli koşullardan biri genel uyarılmışlık
halidir.Öğrenebilmesi için bir organizmanın genel uyarılmışlık
halinde olması gerekir; ancak çok fazla uyarılmış da olmamalıdır.
Eğer bir organizma çok zayıf bir genel uyarılmışlık durumunda ise,
örneğin uykuda ise, öğrenemez. Her ne kadar uykuda bir miktar
öğrenme olabileceği ileri sürülmüşse de söz konusu miktar o kadar
azdır ki gerçekten var olup olmadığı tartışmaya açıktır. Öğrenmenin
verimli olabilmesi için deneğin tamamen uyanık ve tetikte olması
gerekir.
Belli bir noktaya kadar, genel uyarılmışlık hali ne kadar yüksekse
öğrenme de o kadar iyi olur. O noktadan sonra, yani organizma aşırı
derecede uyarılmış ise, çoğu öğrenme biçimleri yavaşlar. Şu halde
genel uyarılmışlık ile öğrenme arasındaki bağlantı ters U biçiminde
bir eğridir. Bir noktaya kadar, genel uyarılmışlık halinin
artmasıyla öğrenme daha iyi olur, ama o noktadan sonra git tikçe
kötüleşir. Yüksek derecede uyarılmışlık, aşırı kaygı ya da şiddetli
heyecan haline geldiğinde, öğrenme ciddi şekilde engellenir.
Örneğin bir fareyi, köpeği ya da başka bir hayvanı kaçınmaya
koşullayan deneyici, elektrik şokunu çok kuvvetli yapmamaya dikkat
etmelidir. Hayvanı durumda tutan ve şoktan kaçmak ya da kaçınmak
için yeterli güdüyü sağlayabilen zayıf şoklar kullanmak en uygun
davranıştır. Çok kuvvetli bir şok hayvanı o kadar heyecanlandırır ki
kafesin içinde oraya buraya sıçramaktan uyarı işaretine dikkat bile
edemez. Bu durum öğrenmeyi öylesine yavaşlatır ki çoğu kez hayvan
istenileni hiç öğrenemez. Sınavlara hazırlanan öğrenciler de
kendilerini aynı durumda hissedebilirler. Çalışmayı çok
geciktirirlerse kendilerini öyle bir panik durumunda bulabilirler
ki, orta derecedeki genel uyarılmışlık durumunda kolayca
öğrenebilecekleri bir şeyi, dikkatlerini toplayıp öğrenemezler. Bazı
öğrencilerin sınav sırasında yaşadıkları tutulma durumu da benzer
bir olaydır. Ancak bu durumda söz konusu olan, öğrenmeden çok,
öğrenilmiş olanı hatırlama sorunudur. Çok yüksek bir genel
uyarılmışlık düzeyinin etkisi, okul başarısını düşürme biçiminde
olur.
Çoğu öğrenme durumlarında, denek sadece genel uyarılmışlık halinde
değil ayrıca güdülenmiş de olmalıdır. Genel uyarılmışlık hali ile
güdü arasındaki dairesel bir bağlantı vardır. Genel uyarılmışlık
halinde olan bir denek, ses, koku, çevredeki yeni nesneler gibi dış
uyarıcılarla kolayca güdülenir. Bu uyarıcılar denekte meraka ve
araştırıcı davranmalara yol açar. Diğer taraftan, açlık, susuzluk
gibi içsel bir güdüsü olan denek de, bu güdünün etkisiyle genel
uyarılmışlık haline gelerek faaliyet göstermeye ve çevreyi
araştırmaya yönelir.
Güdü önemlidir, çünkü organizmayı, ödüllendirilmesine olanak
sağlayan belirli ya da genel bazı davranımlar yapmaya yöneltir.
Diyelim ki bir anne, biraz susamış olan küçük oğluna, kendisine bir
bardak su gösterildiğinde "su demesini öğretmek istiyor. Bunu
gerçekleştirmenin bir yolu, çocuk öğrenmeye hazır duruma geldiğinde
annenin bardağı göstererek "su" demesidir. Çocuk kelimeyi
tekrarlarsa kendisine ödül olarak bir yudum su verilir. Eğer çocuk
güdülüyse birçok şeyi dener. Bardağı yakalamaya çalışabilir,
ağlayabilir, başını sallayabilir, annesine dilini çıkarabilir, ya da
"su" kelimesini taklit edebilir ki bu doğru davranım olur. Eğer
çocuk güdü-lü değilse, yani bu örnekteki gibi susamamış-sa bu
davranışların yapılma olasılığı zayıflar, öyle ki çocuk doğru
davranışı yapmaz, dolayısıyla da davranışı öğrenme olanağına sahip
olmaz.
Şu halde güdü, öğrenme için son derece önemli bir koşuldur; çünkü
deneği genel uyarılmışlık haline getirmekte ve çevrenin farkına
vararak çeşitli davranımlar yapmasını sağlamaktadır. Bu durumda
uygun bir davranım yapılınca da onu ödüllendirmek mümkün olmaktadır.
Öğrenmeyle ilgili diğer bir önemli nokta şudur: Bir organizmaya
ancak genetik donanımının elverdiği davranışları öğretebiliriz.
Diğer bir deyişle, her organizma türü bazı davranışları yapmak üzere
hazırlanmıştır; fakat diğer bazıdavranışları yapmaya hazırlıklı
değildir.
Örneğin bir kediye ya da insana uçmayı öğretemeyiz, çünkü her ikisi
de uçmak için gerekli yapıya sahip değildir. Şempanzeye konuşma
öğretemeyiz; çünkü konuşma için gerekli türe özgü hazırlık, yalnızca
insanların beyninde vardır. Her köpeğe av köpekliği öğretilemez,
çünkü bazılarının yapıları buna uygun değildir. Buna karşılık, av
köpeği olarak üretilmiş köpeklere bu davranışlar kolayca
öğretilebilir. Diğer ilginç bir örnek de "The Misbehavior of
Organisms" adlı makalede (Breland ve Breland, 1961) söz konusu
edilen örnektir.
Breland'lar ticari amaçla, örneğin büyük mağazalar ya da televizyon
reklamları için devamlı olarak hayvan eğitmektedirler. Bir
keresinde, yine bir reklam için, rakun denen bir hayvana, belli bir
yerden alacağı bozuk paraları küçük bir kutuya 'banka'ya atmayı
öğretmek istemişlerdir. Bu hayvanlar genellikle beceri kazanmaya çok
yatkındırlar; ancak söz konusu durumdaki rakun eğiticilerine hayli
güçlük çıkarmıştır. Eğiticiler her zamanki gibi yine hayvana uygun
davranış için yiyecek biçiminde ödül vermekle işe başlamışlardır.
Beklentilerine uygun olarak hayvanın ilk parayı alması çok kolay
olmuştur. Ancak sıra bu parayı kutuya atmaya gelince işler
birdenbire güçleşmiştir. Rakun bozuk parayı küçük bir yiyecek
parçası yerine koyarak, tıpkı yiyecekleri yaptığı gibi parayı da
kutunun kenarına sürtüp sürtüp sonra geri çekerek sımsıkı tutmaya ve
bu işlemi tekrarlamaya başlamıştır. Hayvanın, sonunda parayı kutuya
atıp ödüllendirilmesi için hayli zaman gerekmiştir.
Ancak, deneyciler duruma ikinci bir para daha ekleyince işler
büsbütün karışmıştır. Ra-kunun şimdi oynayacak iki nesnesi olmuştur
ve hayvan bunları cimrice bir tavırla sımsıkı tutarak birbirine
sürtmeye başlamıştır. Deneycilerin söylediklerine göre bu davranış
bazen dakikalarca sürmüştür. Tabii rakunun bu davranışı amaca pek
uygun olmamıştır; çünkü rekreklamın amacı parayı bankaya koymanın ne
kadar kolay olduğunu göstermektir. Böylece, ra-kunları "banka'ya
para yatırmak üzere yetiştirme projesi bir kenara bırakılmıştır;
çünkü türe-özgü davranış istenilen davranışın öğrenilmesini
engellemiştir.
KISACA:
Öğrenme, tekrar ya da yaşantı sonucu davranışta meydana gelen
oldukça devamlı bir değişikliktir. Her ne kadar öğrenmenin yer
aldığını ancak icraya (performansa) bakarak anlayabilirsek de
öğrenmeyle icrayı birbirinden ayırt etmek çok önemlidir. Öğrenmenin
yer alabilmesi için genel uyarılmışlık hali ve güdü gereklidir;
fakat çok yüksek bir genel uyarılmışlık hali bazen öğrenmeyi
güçleştirir. Her canlı türü belli davranış gizil-güçleriyle
donanımlıdır ve canlılara ancak bu gizilgüçlerin sınırları içinde
olan davranışlar öğretilebilir Birbirinden farklı birçok öğrenme
durumu vardır; bunların her birinin de öğrenmeyi meydana getirme
tarzı, tarihçesi ve terimleri birbirinden farklıdır. Bu öğrenme
çeşitlerinden üçü, klasik koşullanma, edimsel koşullanma ve bilişsel
öğrenmedir. Bu üç öğrenme çeşidinin dışındada öğrenme çeşitleri
vardır: Motor öğrenme, taklit yoluyla öğrenme, sosyal öğrenme,
kavrayarak öğrenme gibi.
|
 |