|
KPSS
Eğitim Bilimleri Gelişim Psikolojisi Konuları
KPSS
PIAGET'in Bilişsel Gelişim Kuramı İle İlgili Temel Kavramlar Konu
Özeti
Piaget bilişsel
gelişimde, olgunlaşma ile öğrenmenin etkileşiminin önemini vurgular.
Çocuklar, geçirdikleri yaşantıların, biyolojik olgunlaşma düzeyleri
ile girdiği karmaşık bir etkileşim sonucunda, çevrelerinde olup
bitenlere anlamlar yüklerler. Başka bir anlatımla, bir çocuğun
olayları ya da durumları açıklama biçimi, içinde bulunduğu bilişsel
gelişim dönemine bağlı olarak değişiklikler göstermektedir.
Bilişsel gelişim dönemlerinin özelliklerine geçmeden önce,
Piaget'nin bilişsel gelişimini açıklamadan önce kullandığı temel
kavramlardan bazılarının üzerinde kısaca duralım:
* Şemalar: "Organize olmuş davranış kalıplan" anlamında
kullandığı şemalar, Piaget'nin anlaşılması daha kolay, ancak
tanımlanması daha zor kavramlarından biridir.
Bu kavramı bir örnekle açıklamaya çalışalım:
Uç yaşındaki bir çocuğa oyuncak küpler verildiğinde, onları üst
üste koyarak ya da yan yana dizerek değişik düzenlemeler yapabilir.
Küçük bebeklerin ise ellerine ne verilirse verilsin ağızlarına
götürdüklerini gözle-mişsinizdir. Dolayısıyla aynı küp bloklar bir
bebeğin önünü koyulacak olursa, bebeğin yapacağı hareket, onlardan
birini alıp ağzına götürmek olacaktır. Bunun nedeni, bebeklerin
dünyayı keşfetme biçimlerinin emme yoluyla olmasıdır.
Örnekteki emme eylemini, Piaget şema olarak adlandırmaktadır.
Bebeklerin kullandıkları diğer şemalar görme, işitme, tutma, vurma
ve itmedir. Şemalar kendileri de değişerek farklı alanlara
uyarlanabilen biyolojik kökenli eylemler olarak tanımlanabilir.
Şemalar öğrenmeyi sağlayan araçlardır. Olgunlaşma süreci içinde yeni
yeni şemalar geliştirilir. Örneğin, bebek başlangıçta küp blokları
emme şeması ile algılarken , büyüdükçe onların birbirine
vurulabileceğini vb. kavrayarak yeni şemalar içinde küp blokları
algılamaya başlar.
* Adaptasyon: Bu kavramla, bireyin çevresiyle etkileşerek,
çevreye ve çevresindeki değişikliklere uyum sağlayabilmesi
kastedilmektedir, insanlarda var olan uyum yeteneği birbirinin
tamamlayıcısı olan iki süreci özümleme ve uyumsama süreçlerini
içermektedir.
* Özümleme : Bireyin, yeni karşılaştığı durum, nesne ve olayları
kendisinde önceden var olan zihinsel yapının içine yerleştirmesi
işlemidir.
* Uyumsama : Yeni şemalar yaratarak ya da önceden var olan
şemaların kapsam ve niteliklerini değiştirerek yeni edinilen
deneyimlerin gerektirdiklerine uygun davranmak olarak
tanımlanabilir. Başka bir anlatımla, yapılan bir özümleme sonucu, o
zamana kadar alışılagelmiş davranış örneğine uymayan yeni ve farklı
bir davranış ortaya koymaktır.
Özümleme ve uyumsama mekanizmaları kullanılırken, yeni öğrenilen
bilgiler tıpkı besin maddelerinin sindirilmesi gibi, mevcut zihinsel
yapının içinde eritilir ve uygun eylemler ortaya konur. Örneğin
küçük bir çocuğun eline aldığı küçük nesneleri ağzına götürerek
yemek istemesi, o görünüşteki nesnelerin yiyecek olduğu bilgisinin
ya da deneyiminin özümlenmiş olmasının sonucudur. Ancak ağza
götürülen nesne, sert bir cisimse, sözgelimi küçük bir taş parçası
ise, çocuğun tepkisi o nesneyi tükürerek ağzından atmak olacaktır.
Burada özümlenecek yeni bir deneyim, birbirine benzer nesnelerin
hepsinin yiyecek olmadığıdır. Küçük çocuk bundan sonra eline
yiyeceğe benzer bir şey geçince, önce dilinin ucuyla yiyecek olup
olmadığını yoklayacaktır. Bu davranış ise, küçük nesnelerin
bazılarının yiyecek olmadığı deneyiminin özümlenmesine bağlı olarak
ortaya çıkan uyumsama davranışıdır. Piaget'e göre çocuk, özümleme ve
uyumsama süreçlerini, bilişsel gelişiminin ilk basamaklarından
başlayarak kullanır. Sürekli kullanılan bu iki süreç sayesinde
çocuk, dış gerçeğe uyum sağlayarak, bilişsel gelişim dönemlerinde
ilerler.
* Dengeleme: Özümleme ve uyumsama süreçlerinin birbirleriyle
etkileşmesi sonucu dengeleme süreci ortaya çıkar. Dengeleme ile
bireyin yeni karşılaştığı bir durumla, kendisinde önceden var olan
bilgi ve deneyimleri arasında denge kurmak için yaptığı zihinsel
işlemler kastedilmektedir. Eğer karşılaşılan herhangi bir durum,
bireyde var olan şemalar ile özümlenemeyecek ise denge bozulur.Piaget'e
göre, kişiler sürekli dengede kalmayı yeğlediklerinden, bir
dengesizlik durumunda tedirginlik hissederler. Bu tedirginliği
kaldırmak için çaba göstermek, yani değişiklikle baş edebilecek yeni
bilgiler edinmeye çalışmak, yeni duruma uyum yapmak gerekmektedir;
bu da bilişsel gelişimi hızlandırmaktadır. Sonuç olarak, bilişsel
gelişim, dengenin bozularak yeniden kurulmasının sağlanmasıyla
ortaya çıkar
* Bilişsel Yapılar: Bilişsel yapılar ile kastedilen, çocuk ya
da yetişkinde o anda var olan zihinsel organizasyon ya da zihinsel
yetilerdir. Bir çocuğun bilişsel yapısını, büyük ölçüde biyolojik
olgunluk düzeyi belirlemektedir. Çocuğun bilişsel yapısı da neyi, ne
zaman özümleyebileceğini ve neleri uyumsaya-bileceğini belirler.
Örnekleyecek olursak, üç-dört yaşlarındaki çocuklar "ben nereye
gidersem gideyim, güneş beni izler, ben hızlanınca o da hızlanır,
ben durunca o da durur..." türünden düşüncelere sahiptirler. "Ben
merkezci" düşünce olarak adlandırılan bu tür düşünce biçimleri,
okulöncesi yaş düzeyi için doğaldır. O yaştaki çocuklara, güneşin
kendisini izlemediğini, nedenleri ile ne kadar açıklamaya
çalışırsanız çalışın, bilişsel yapısı uygun olmadığı için
anlattıklarınızı kavrayamayacaktır. Çocukların kullandığı zihinsel
işlemlerin niteliği, bilişsel yapılarına bağlıdır ve içlerinde
bulundukları bilişsel gelişim düzeylerine göre farklılıklar
gösterir.
|
 |