|
KPSS
Eğitim Bilimleri Gelişim Psikolojisi Konuları
KPSS
Zihinsel Gelişim Konu Özeti
Zekâ Nedir?
Genel olarak zekâ yeni durumlara ve çevreye uyum sağlayabilme
soyutlama ve problem çözebilme gücü olarak tanımlanır. Tüm kararlar
zekânın genel, sözel, görsel ve mekanik gibi farklı yeteneklerden
oluştuğunu savunurlar. Bu nedenle zekâ testlerinde sayısal ve sözel
yetenek performans gibi bölümler bulunmaktadır.
Zekâ Gelişimi Açısından Bireysel Farklılıklar
Aşağıda zekâ bölümlerinde sınıflandırılması yapılmıştır:
0-24 Z.B. (idiot): Sürekli bakıma gereksinim duyan özürlüler,
2 yaşındaki bir çocuğun zekâ düzeyini geçemezler. Çoğunlukla bakım
yurtlarında kalırlar.
25 - 49 Z.B. (embesil): Eğitilebilir zekâ özürlülerdir. Basit
işler yapabilirler, sorumluluk duygusundan uzaktırlar. Ülkemizde
bazı il merkezlerinde özel okullarda eğitimi verilmektedir.
50 - 69 Z.B. (moron): Öğretilebilir zekâ özürlülerde tüm zekâ
özürlü olanların % 85'ini oluştururlar. Normal insanlardan daha
yavaş öğrenirler. Zekâ düzeyleri 9-10 yaş çocuğun ki düzeyine
ulaşabilir. Bazı okullarda bu tip çocuklar için özel sınıflar
açılmaktadır.
70 - 85 Z.B.: Bu gruba tutuk zekâlılar denir. Okullardaki
normal programı ağır da olsa öğrenebilirler.
85 - 110 Z.B.: İlk ve orta öğretimdeki
öğrencilerin üçte ikisini oluştururlar. Ders programları bu gruba
göre hazırlanır.
110 - 130 Z.B.: Üstün zekâlıdırlar. Üniversite eğitimini
rahatlıkla tamamlayabilirler.
130 - 200 Z.B. (dehalar): Yaşıtlarına göre çok kolay
öğrenirler. Öğrenmeye çok isteklidirler. Soyut düşünceleri çok
gelişmiştir. Özel üstün yetenekleri olabilir (resim, müzik, fen
gibi).
Gardner'in Sekiz Zekâ Alanı
Gardner'e göre sekiz zekâ alanı bulunmaktadır.
1. Sözel zekâ; konuşarak, işiterek en iyi şekilde öğrenirler.
2. Mantıksal - matematiksel zekâ; soyut ilişkiler üzerinde çalışarak
öğrenirler.
3. Görsel zekâ; görselleştirerek renkler ve resimlerle çalışarak
öğrenirler.
4. Müziksel - ritmik zekâ; ritm ve müzik ile en iyi şekilde
öğrenirler.
5. Dokunsal - kinetiksel zekâ; dokunarak, hareket ederek öğrenirler.
6. Kişiler arası zekâ; paylaşarak, iş birliği hâlinde öğrenirler.
7. İçsel zekâ; yalnız çalışarak öğrenirler.
8. Doğa zekâsı; doğal ortamlarda çalışarak öğrenirler.
Zeka Bölümü Değişebilir mi?
Çocukların zeka bölümlerini değerlendirmek için yaklaşık olarak
onların 2 veya 3 yaşına gelmesi gerekmektedir. Stanford-Binet
testinin en küçük yaş itemleri iki yaşından başlarken, WISC testinin
en küçük yaş dilimi de üç yaşından başlamaktadır. Bu yaşlarda
değerlendirilen zeka bölümü, yaşamın sonuna kadar sabit midir? Bu
soruyu cevaplamada yardımcı olacak bazı çalışmalar yapılmıştır.
Ancak yaşam boyu güvenilir t sonuçları elde etmenin bazı psikometrik
güçlükleri vardır. Ölçümden kaynaklanan psikometrik hatalardan
dolayı gerçek devamlılık değerini elde etmemiz pek mümkün değildir.
Ancak genede bu konu irdelenmeye değer bir yaklaşım olarak ele
alınmıştır.
Zeka testlerinde bireylerin gösterdikleri performans kalıtımsal mı
yoksa çevresel kaynaklı mıdır? Kalıtımsal özelliklerle belirlenen
bir faaliyet olduğu taktirde ZB'nün (zeka bölümü) sabit ve çevresel
faktörlerden etkilenmemesi gerekir. Bu konuyu takip çalışmaları
yöntemiyle inceleyen biri önemli araştırmanım sonuçlarını incelemek
yararlı olur. Bu çalışmada, çalışma kapsamındaki çocuklar
bebekliklerinden 18 yaşına kadar incelenmiştir.
Kağan ve arkadaşlarının (1958) gerçekleştirdiği çalışmada, örneklemi
oluşturan çocuklar 18 sene süresince her sene teste tabi
tutulmuşlardır. Bu çocuklar içerisinde ZB puanı itibariyle sürekli
dalgalanmalar gösteren çocuklar seçilmiştir. Araştırmacılar, bu
çocukların 6 ile 10 yaş lan arasındaki ZB puanlarını
incelemişlerdir. ZB puanlarında sürekli artış seyri gösteren
çocuklar ile ZB puanlarında sürekli azalma saptanan çocuklar
ayrıştırılmıştır. ZB'lerinde istikrarlı artış gösteren grubun
ortalama artış puanı 17 olarak bulunmuş; ZB puanlarında düşüş
kaydedilenlerin puanları da 5 puan iniş göstermiştir.
Araştırmacılar, bu iki gruba projektif testler aracılığı ile
incelemişlerdir. Ayrıca, çocukların ebeveynle olan ilişkileri de
doğrudan gözlem yapılarak veriler toplanmıştır. Genellikle orta
sınıf ailelerden oluşan bu gruptaki anne babaların önemli bir
çoğunluğu üniversite eğitimi görmüş kişilerdir. Çalışmanın en
çarpıcı sonuçlarından biri, ZB puanlarında azalma kaydedilen
çocukların duygusal olarak ailelerine daha fazla bağımlılık
göstermeleridir. ZB puanlarında yükselme kaydedilen çocuklar ise
daha fazla başarılı olma arzusu olan ve projektif testlerde daha
fazla saldırganlık içeren tepkilerde bulunanlardır. Araştırmacılar
bu sonuçları şöyle yorumlamışlardır:
Duygusal bağımlılığı yüksek olmayıp, çevreyle daha çok etkileşime
giren çocuklarda, zihinsel yetenekler zaman içerisinde gelişme
göstermektedir. Şöyle ki araştırmalar da çevresel faktörlerin
çocukları zihinsel başarıya güdülemede belirleyici rolü olduğunu
göstermiştir.
Kalıtım ve Çevre
Olumlu çevre koşulları zekanın gelişimi için önemli bir değişdir.
Ancak olumlu çevre koşullarının zekayı hangi ölçüde belirlediği
kalıtımsal kodlamanın sınırları içerisinde kalmaktadır. Çevre
genlerle yüklenmiş olan potansiyel yeteneği ortaya çıkarabilir,
ancak onun sınırlarını aşamaz. Kalıtımla gelen özelliklerimiz zeka
konusunda olduğu boy uzunluğu için de geçerlidir. Beslenme boy
artışını hızlandırıcı faktör olmakla birlikte ancak genetik
kodlamanın belirlediği oranda ilerleyebilir.
İkiz eşleri üzerinde yapılan çalışmalarda da görüldüğü gibi genetik
kodlamaya sahip tek yumurta ikizleri ayrı çevrelerde yetiştiği
durumlarda zeka bölümleri, 79 ilişki katsayısı göstermiştir.
İkizlerin ayrı koşullarına rağmen yakın zeka bölümüne sahip
oldukları saptanmıştır. Aynı ortamda büyüyen tek yumurta ikizlerinin
zeka bölümü ilişki katsayısı ise 87 bulunmuştur. İkiz olmayan
kardeşler aynı sosyal ortamda yetiştikleri zaman ilişki katsayısı
55; ayrı ortamlarda yetiştikleri zaman sıfıra yakın (-.01) ilişki
görülmüştür. Bu veriler benzer çevre koşulunun zekayı belirlemedeki
rolünü somut olarak yansıtmaktadır.
Ev ortamının nitelik yönündeki şu özellikleri bilhassa önemlidir:
- Evdeki kitap sayısı ve diğer öğrenme malzemeleri
- Akademik başarının ödüllendirilmesi
- Akademik başarı konusunda ailenin beklentileri
- Zekanın gelişimi konusunda gerek çevrenin gerekse kalıtımın rolü
inkar edilemez. Zihinsel gelişim, çevre ile verimli yeterli uyarılma
sonucu yaklaşık olarak 16 yaşında maksimum seviyeye ulaştığı kabul
edilmektedir. Şüphesiz, öğrenme durumu zihinsel gelişimin
tamamlanmasından sonra da devam eden bir süreçtir.
Zeka Bölümü Uçlara Yaklaşan Çocuklar
Yaşıtlarına göre farklı gelişim ve davranış özelliği gösteren
çocuklar psikologların ilgisini çekmiş ve üzerinde çalışmaya değer
bir konu olarak görülmüştür. Bu çocuklar akranla-
rıyla karşılaştırıldıklarında zihinsel becerileri itibariyle daha
ileri veya daha alt performans seviyelerinde olmaları söz konusudur.
Toplum genelinde bilişsel süreçler normal dağılım eğrisine göre
yayılmaktadır. Eğrinin iki ucuna doğru yayılan çocuklar özel eğitim
gerektiren çocuklar kapsamında değerlendirilir. Bu durum
psikologların yavaş öğrenen geri çocuklar ile üstün ve yaratıcı
çocukları incelemelerine sebep olmuştur.
a- Zeka Geriliği Olan Çocuklar
Zeka geriliğin en belirgin özelliği, çocuğun zihinsel fonksiyon
itibariyle akranlarından daha az avantajlı bir durumda bulunmasıdır.
Çocuğun yaşına uygun öğrenme becerilerinden yoksun olması ve kendi
bakımını gerçekleştirememesi durumudur. Bir zeka testinden (bireyin
yaşadığı topluma adaptasyonu yapılmış) 70m altında zeka bölümü puanı
almış olan, ve günlük yaşantıya uyum güçlüğü gösteren kişiler zeka
geriliği gösteren kişiler olarak tanımlanır.
Zeka bölümü 70m altında olan bireylerin % 80'i hafif derecede zeka
problemi olan kişilerdir. Bunların zeka bölümü 50 ile 70
arasındadır. Problemli grubun % 12'si orta derecededir ve zeka
bölümleri 35 ile 49 arasındadır. Problemli grubun sadece % 7'si
ileri derecede zeka özrü olan ve zeka bölümleri 20 ile 34 arasında
olan çocuklardır. Geriye kalan % 1 ise daha ileri derecede zeka
özrüne sahip ve zeka bölümü 20'nin al tında olan bireylerdir.
Zeka geriliğine sebep olan etmenler genel olarak iki grupta
toplanmıştır. Organik nedene bağlı gerilik durumu, sinir sisteminin
doku veya organlarında fiziksel hasar nedeniyle oluşan zeka
geriliğidirKromozom anomalisi gibi fiziksel hasar ile oluşan
(organik kökenli) zeka geriliği durumunda, zeka bölümü çoğunlukla 0
ile 50 arasındadır. Zihinsel özürlü çocukların çoğunluğunda organik
temelde bir gerilik veya beyin disfonk-siyonu görülmez. Bunlar zeka
bölümü 50 ile 70 arasında olan çocuklardır. Bu grupta geriliğin
temeli kültür-aile geriliği olarak değerlendirilir. Psikologların
özellikle üzerinde çalışıp nedenlerini araştırdığı konu bu tür
geriliği olan çocuklardır. Genlerle çevrenin müşterek etkileşimi
organik kökenli zeka geriliğinde de üzerinde durulan, incelenen bir
konudur. Düşük zeka bölümü olan ebeveyn çocukları iki yönden
avantajsızdırlar. Birincisi kalıtımsal olarak muhtemel düşük zeka
genlerini alırlar. İkinci olarak da düşük zekalı ebeveyn çocuğuna
yeterince zengin uyarı imkanı tanıyan bir çevreyi oluşturamaz.
b- Üstün Zekalı Çocuklar
Üstün çocuklar ortalamanın üstünde (zeka bölümü 120 veya üstü
olan) zeka bölümüne veya her hangi bir şeyde üstün yeteneği olan
çocuklardır. Uzmanlar üstün çocuk kavramını tanımlamada farklılık
göstermektedirler. Bazılarına göre üstünlük zekanın ileri uçtaki
konumunda kalıtımsal olarak aktarılan bir özelliktir. Diğer grup
araştırmacıya göre üstünlük belirli yeteneklerin üst düzeyde ser-gilenmesidir.
Mevcut eğitim kurumlarının çoğu zihinsel açıdan üstün olan ve
akademik yeterliliği de üst düzeyde olan öğrencileri seçme
eğilimindedir. Oysa mevcut eğitim kurumları sanat alanında veya
psikomotor becerisi üst düzeyde olan öğrencileri dikkate
değer üstünlük yeteneği olan öğrenciler olarak
değerlendirmemektedir.
Üstün kişiler, kişisel sorunları olan, duygu ve davranış uyumsuzluğu
gösteren kişilerdir şeklinde bir kanaat vardır. Bu durum bazı (V.Gogh
gibi) üstünler için geçerli bir saptama olabilir. Ancak bu kişiler
üstünlerden oluşan populasyonda istisnaları oluşturur. Üstün olan
kişiler çevredekiler arasından başarı, yetenek, performans gibi
faaliyetlerle farklılaşırlar. Bu durum beraberinde bazı olumlu
kişilik özelliklerini de önemli kılar. Bireyin üstün olma özelliği
beraberinde olgun ve daha az duygusal problemli olmayı da kapsar.
c- Yaratıcı Çocuklar
Yaratıcılık, düşüncenin esnek, akıcı, çağrışımların yoğun olması
gibi özellikleri sonucu yeni, orijinal, alışılmışın dışında düşünce,
davranış veya ürün geliştirme durumudur. Çağımızda atılımların temel
yapısı yaratıcılığın eseridir, İnsanlarda doğuştan belli bir düzeyde
potansiyel olarak var olduğu sanılan bu özellik mümkün olduğunca
ortaya çıkması, üzerinde işlenmesi gereken bir yetenektir.
Zeka ile yaratıcılık arasında ilişki olup olmadığı psikologların
henüz tam anlaşamadıkları ve tartışmanın süre geldiği bir konudur.
Yaratıcı ürünlerin ortaya çıkması için muhakkak normalin üstü zeka
düzeyi gereklidir görüşü geçerli değildir. Bazen sınırda zeka düzeyi
olan bir çocuk veya kişi normalin üst sınırındaki kişiden daha
orijinal, yeni ve yaratıcı ürünler sergileyebilir. Zeka yaratıcılığı
zorunlu kılar şeklinde bir iddiada bulunmak rağbet görmeyen bir
görüştür. Algılama, dikkat, hafıza, problem çözmeanaliz, sentez
yapma gibi zihinsel işlevleri birbirinden ayrı kabul etmek mümkün
değildir. Aynı şekilde birbirlerini hangi ölçüde belirliyor
olurlarsa olsun zeka ile yaratıcı kişiliği de birbirinden bağımsız
zihin özellikleri olarak değerlendirmek mümkün değildir.
Çocuğun içinde yaşadığı ortam yaratıcılık özelliğini ortaya çıkarma
ve gelişmesinde oldukça etkilidir, Çocuğun en yakın çevresi aile
ortamın da çocuğun koşulsuz sevgi, kabul, onay görmesi; elverişli
bir psikolojik ortamda yetişmesi en temel özelliktir. Bu ortam
çocuğun benlik algısını olumlu yönde geliştirmesine olanak verir.
Olumlu benlik kavramı çocukta "ben değerliyim, önemliyim" görüşünü,
bu görüş de "düşüncelerim de önemli' yüklemesini temin edecektir.
Böylece çocukta düşünce ve davranışlarında ketlenme durumu
gerçekleşmeden, daha çok düşünce üretmesi söz konusu olacaktır.
Daha çok düşünce üretebilme durumu, bu imkanın temin edilmesi sadece
çocuklarda değil, ileri yaşlardaki bireylerin yaratıcılığını ortaya
çıkarma yöntemlerinde, esas alınan bir yaklaşımdır. Beyin fırtınası
yöntemi yaratıcılığı ve problem çözme becerisini geliştirmede esas
alınan bir yaklaşımdır. Bu yaklaşımın esası daha çok düşünce
üretmek, eleştirmemek esasına dayanır.
Beyin Fırtınası yönteminin temel prensipleri şunlardır:
- Grupta güven ortamını ve psikolojik rahatlığı sağlamak,
- Problemi oluşturmak
- Grup üyelerinin problemle ilgili çağrışımlarını, düşüncelerini
teşvik etmek.
- Grup içerisinde eleştiri veya değerlendirme yapmamak
- Mümkün olduğu kadar çok fikir oluşturmasını teşvik etmek ve
fikirleri olduğu gibi kaydetmek.
- Grup oturumu (hızlı düşünme ve çağrışım zenginliğinin oluşumundan)
sonunda fikirleri tekrar değerlendirmeye almak.
Çocuklarda yaratıcılığın gelişimi okul öncesi dönemden itibaren
eğitimle desteklenebilir.Yaratıcılığın gelişiminde "Yaratıcı Problem
Çözme' , 'Yaratıcı Drama' ve 'Pan-domim' yararlanılan
faaliyetlerdir.
|
 |